Plastik atıkların ekonomi güvenliğine etkisi
Plastik atık, artık yalnızca çevreyi kirleten bir görüntü değildir. Toprağa, suya, kıyıya, tarıma, turizme ve sonunda ekonomik güvenliğe uzanan bir zincirin parçasıdır.
Türkiye güçlü bir plastik mamul üreticisi olmasına rağmen, 2025 yılında yaklaşık 8,9 milyon ton plastik hammadde ithal etmiş ve bunun için 11,28 milyar dolar ödemiştir. Bu tablo tek başına önemli bir gerçeği gösteriyor. Atık olarak görülen malzeme, doğru sistem kurulduğunda stratejik bir ikincil hammaddeye dönüşebilir. Yerli atığın nitelikli biçimde ekonomiye kazandırılması, dışa bağımlılığı azaltabilecek, sanayinin tedarik şoklarına karşı dayanıklılığını artırabilecek ve döviz ihtiyacını sınırlayabilecek bir araçtır.
Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü plastik kirliliği sadece sanayi politikası değildir.
Plastik döngüsü aynı anda dış ticareti, belediye maliyetlerini, gıda ve su sistemlerini, kıyı ekonomilerini ve kurumsal denetim kapasitesini etkiliyor. Türkiye’de genel geri kazanım oranının 2017’de yüzde 13’ten 2025’te yüzde 37,53’e yükselmesi önemli bir ilerlemeye işaret ediyor. Fakat tonajdaki artış tek başına yeterli değil. Toplanan malzemenin ne kadarının temiz, izlenebilir ve yeniden üretimde kullanılabilir olduğu da belirleyicidir. Çünkü ekonomik güvenlik açısından asıl değer, atığın miktarında değil, yeniden hammaddeye dönüşebilme kalitesindedir.
Adana’da yapılan Türkiye Plastik Atık Çalıştayı Şehir Koordinasyon Toplantısı bu nedenle dikkat çekiciydi. Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde ve Adana Valiliği himayesinde gerçekleştirilen toplantıda sorunların tespitiyle yetinilmedi. İl Eylem Planı hazırlanacağı açıklandı. Adana Valisi’nin verdiği cevapta yerel........
