Suyu bizim, havası bizim, yeri Anadolu: Meis nasıl el oldu?
Mavi Vatanın Göğsüne Saplanan Hançer: Burnumuzun Dibindeki Meis!
Kaş’ın sahilinde durup karşıya baktığınızda insanın içi cız eder. Kulaç atsanız neredeyse nefes almadan ulaşacağınız, bağırsanız sesinizi duyuracağınız kadar yakınımızda, hepi topu iki kilometre ötemizde duran Meis Adası’nda bugün Yunan Palikaryasının paçavrası dalgalanıyor. İnsanın "Nasıl oldu da burnumuzun dibindeki bu ada elimizden kayıp gitti?" diye sorası geliyor. Cevap ne yazık ki tek bir günde yaşanmış bir kayıp değil; koca bir imparatorluğun çöküş yıllarında yaşanan talihsizliklerin ve savaş masalarında kurulan tezgahların acı bir meyvesidir.
Her şey Osmanlı’nın son dönemlerinde, denizlerde eski gücümüzün kalmadığı o zor günlerde başladı. 1912’de İtalyanlar gözümüzü korkutup bizi barışa zorlamak için Meis’i ve Oniki Ada’yı işgal etti. Savaş bitince adaları geri vereceklerdi sözde ama tam o sırada Balkan Savaşı patlayınca "güvenlik" bahanesiyle adaların üzerine oturdular. Ardından Birinci Dünya Savaşı geldi, ada Fransızların eline geçti, derken savaş bitti ve İtalyanlar tekrar kuruldu Meis’e. Biz Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Lozan’da masaya oturduğumuzda Türkiye Heyeti temsilcisi İsmet Paşa ve heyetimiz çok direndi; "Bu ada Kaş’ın öz evladıdır, Anadolu’nun dibindedir, güvenliğimiz için bize şarttır" dedi. Fakat karşı taraf Nuh dedi peygamber demedi. Savaşın yeniden başlama riski ve Musul, Boğazlar gibi devasa meseleler varken, bağrımıza taş basıp Lozan’da bu adayı İtalyanlara bırakmak zorunda kaldık.
İşin en can yakıcı son perdesi ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kapandı. Savaşa fiilen girmediğimiz için, kazanan büyük devletlerin toplandığı 1947 Paris Masası’nda Türkiye yoktu. Savaşı kaybeden İtalya, elindeki Meis’i ve Oniki Ada’yı "silahsız kalması şartıyla" paket yapıp Yunanistan’a devretti. Yani ne coğrafyaya ne adalet anlayışına uyan bu durum, tamamen bizim masada olmadığımız bir günde kapalı kapılar arkasında halledildi. İşte bugün Kaş’tan bakıp ah çektiğimiz Meis’in elimizden çıkışının kısa ve acı hikayesi........
