Bu zamanlarda ‘kendin’ olabilmek
“İnsanların büyük bir
çoğunluğu kendisi değildir;
başkalarıdır.
Düşünceleri ödünç,
yaşamları taklit, tutkuları ise
alıntıdır.”
— Oscar Wilde, De Profundis
İçinde yaşadığımız dünyada sorun, insanların konuşmaması, üretmemesi ya da görünür olmaması değil. Tam tersine, herkes konuşur, herkes üretir, herkes kendini ifade ettiğini düşünür. Asıl sorun, bu ifadelerin büyük ölçüde başkalarından devralınmış düşüncelerle, tekrar eden anlatılarla ve sahiciymiş gibi dolaşıma sokulan duygularla kurulması. Modern insan suskun değildir; ödünç alınmış bir gürültünün içinde başkalarının sesleriyle yaşamaktadır. Oscar Wilde’ın bu alıntısını yaratıcı endüstriler açısından sorgulamak iyi olabilir.
Neoliberal ekonomi, yaratıcılığı yüceltir gibi yaparken onu aynı anda sıkı bir disiplin altına alır. Özellikle yaratıcı endüstrilerde çalışan bireylerden beklenen şey, genellikle yeni bir anlam üretmeleri değil; daha önce işe yaradığı kanıtlanmış formları hızlı, risksiz ve ölçülebilir biçimde yeniden üretmeleridir. Reklamcılık bu durumun en berrak örneği. Banka reklamlarında her zaman mutlu bir ailenin etrafında kurulan güven duygusu, sigorta reklamlarında talihsizliklerin neredeyse şirinleştiği sahneler, teknoloji markalarında özenle sahnelenmiş bir “biz de sizin hayatınızdanız” samimiyeti…
Bunların hiçbiri yeni bir düşünce önermez; yalnızca tanıdık duyguları güvenli bir döngü içinde yeniden........
