Yeni nesil Türk milliyetçiliği ve muhalefetinin siyasal kapanı
Son on yıldır Türkiye toplumunun sosyolojisinde birçok alanda hızlı ve radikal değişimler yaşandığını farklı saha araştırmalarının sonuçları gösteriyor. Bu değişimlerin başında, siyasal kimlikler arasındaki ideolojik ve politik çizgilerin kolayca birbirine geçiş yapmaları ve sınırların buharlaşmasının hızlı ve kolay olması geliyor.
Bu durumu bir yere kadar dünyadaki siyasal eğilimlerin tezahürü, türevi olarak tanımlamak mümkün. Ancak Türkiye’ye özgü yönünün de göz ardı edilemeyecek bir boyuta ulaştığı açık.
Özellikle yerleşik tanımıyla Ortadoğu, yani Batı Asya’da yaşanan siyasal gelişmeler, çatışmalar ve emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden siyasal olarak dizayn etme girişimleri, devletin ve milletin bekası söylemini Türk siyasetinin, akademisinin ve farklı toplumsal kesimlerin önderliklerinin merkezine yerleştirdi. Bu söylemin toplumun neredeyse bütün kesimlerinde yarattığı davranış ve refleksler, artık her türden toplumsal süreci belirler hâle geldi.
Hiç kuşkusuz, iç siyasetteki gelişmeler ve siyasal tercihler de bu tablonun oluşmasında önemli bir rol oynuyor. Bunların başında, çeyrek yüzyıldır iktidarda olan siyasal İslamcı partinin, özellikle son on yılda Türk milliyetçisi ve muhafazakâr siyasal tercihlerle bütünleşen otoriter yönetim tarzı geliyor. Otoriter rejimin yarattığı sorunlarla toplumun sürekli karşı karşıya bırakılması, Erdoğan karşıtlığı ya da Erdoğan korkusu olarak tanımlanabilecek bir siyasal refleksi besliyor.
Buna paralel olarak, 45 yıldır süren Kürt savaşının ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaklaşık iki yıldır yürütülen, bütünüyle kapalı devre ilerleyen ve öncelikle PKK’nin silahsızlandırılmasını hedefleyen yeni süreç de toplumun geniş bir kesiminde kaygı yaratıyor. Bölünme korkusuna ve Kürtlere yönelik endişelere dayanan, büyük ölçüde Türk milliyetçisi bir tepkinin kabarması, bu tablonun ortaya çıkmasındaki önemli etkenlerden biri.
Buna da ulus devletin kurucu felsefesinin ve tekçi devlet değerlerinin aşınması ve otoriterliğin derinleşmesi sürecinin yarattığı “Kürt anasını görmesin” korkusu denebilir.
Yeni nesil Türk milliyetçiliğinin toplumsal........
