menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HUKUK DEVLETİ VE KANUN DEVLETİ İLKELERİ

3 0
01.02.2026

Hukuk devleti ilkesi devletin bütün organlarının hukuk kurallarına uygun davranmakla yükümlü olduğu, hukuka bağlı olunduğu, hukuk kurallarının yalnızca kanunla sınırlı olmadığı, başta Anayasal hükümler olmak üzere mevzuatta yer alan kurallar bütününe uyulmasının zorunlu olduğu, iç hukuk sisteminde yazılı kurallar dışında evrensel ilkelerin de tanındığı ve hukukun dışına çıkılmadığı, devlet organları tarafından yapılan iş ve işlemlere karşı yargı denetiminin açık olduğu, yargının gerektiği gibi tarafsız ve bağımsız olduğu, hukuki güvenirliğin olduğu bir ilkedir.

Hukuk devletinde kanun hükümleri tanındığı ve uygulandığı gibi kanunlardan başka diğer yazılı kurallar ve tüm bunların dışında kalan evrensel ilkeler de tanınmakta ve bunların tümüne uyulması zorunlu olmaktadır. Her şeyden önce bir hukuk devletinde kanunlar normlar hiyerarşisine uygun olmak zorunda olup aykırılığın denetimi yapılmaktadır. Bu husus dışında yasal düzenlemeler hukukun genel prensiplerine ve uluslararası sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil etmemektedir. Örneğin savunma hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle kabul edilmişken bir hukuk devletinde konuşma yasağının kabulü mümkün değildir. Bunu kabul eden bir ülke, yazılı normlarında hukuk devleti ilkesi yer alsa dahi askıda bir hukuk devleti olmaktan öteye geçmemektedir.

Kanun devletinde ise durum farklıdır. Zira hukuk devletiyle kanun devleti aynı anlama gelmemektedir. Kanun devletinde devlet organları ve idare kanunla hareket etmekte veya ediyor gibi görünmektedir. Zira birçok halde sırf kanuna uygun davrandıklarının kabulü veya halkın iknası için kanun çıkarılmakta veya var olan kanun değiştirilmektedir. Başka bir anlatımla bu ilke uyarınca istenen davranış biçimine göre ve keyfi şekilde kanun çıkarılması mümkün olmaktadır. Örneğin siyasilerin mecliste çoğunluğu elde bulundurdukları durumda istedikleri konuda ve kazuistik yöntemle kanun kabul ettikleri ve halkı kendilerinin meşru olduklarına veya meşruiyetlerini devam ettirdiklerine ikna yoluna gittikleri görülmektedir. Hatta siyasilerin kendi istemleri dışında kalan herhangi bir söz veya davranışa engel olmak için isteklerine göre yasaklayıcı kanun hükmü kabul ettikleri gözlemlenmektedir. Zira onlar için kanun hükmü önem arz etmekte, kanunun çıkarılış amacı ve saiki keyfiliği içerebilmektedir. Elbette bu halde kanun hükmünün siyasi iktidarın veya hükümetin kendisini meşru kılmak veya hak ve özgürlükleri kısıtlamak ya da yasaklamak için bir silah olarak kullanması........

© Manisa Meydan Gazetesi