Hade be Kostas, sizin tarafta televizyona birlikte çıkalım!
Yarası olan gocunsun.
Rum basını, ağırlıkla bilgi temelli gazeteciliği sevmez.
Yaptıkları mücadele gazeteciliği değil, propaganda gazeteciliğidir.
Bazı gazete ve gazeteciler, kendi iktidar unsurlarının, sahiplenerek söylemek istemediklerini, söyleme görevini üstlenirler.
Bu nedenle, Rum basınının bazı organlarını ve yazarlarını tam da bu tespiti unutmadan takip ederim.
“Kostas Venizelos, Fileleftheros gazetesinde kaleme aldığı yazıda, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis ile gerçekleştirdiği son görüşmede karma evliliklerden doğan ve Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamayan çocuklar konusunu yeniden gündeme getirmesini eleştirdi.
Kostas Venizelos, Erhürman’ın tanımadığını ifade ettiği bir devletin vatandaşlığının kendi “vatandaşlarına” verilmesini talep ettiğini ileri sürerek, bunun siyasi bir çelişki olduğunu iddia etti.”
Kıbrıs Cumhuriyeti, kimlik ve pasaportunu yanılmıyorsam 1990’lı yılların başlarında aldım. O zaman Kıbrıslı Türkler arasında Kıbrıs Cumhuriyeti, kimlik ve pasaportuna sahip olanlar çok değildi.
Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik ve pasaportuna, Rum Kimliği, Rum Pasaportu denmesine karşı olduğum için Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik ve pasaportumun olduğunu ilk günden yazdım ve söyledim.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların ortaklığıyla kurulmuş, var edilmiş bir devlettir.
Şirket benzetmesi yapacaksak, Kıbrıs Cumhuriyeti şirketinde, Kıbrıslı Türklerin özel haklara sahip hisseleri vardır.
21 Aralık 1963 sonrası Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlandı. Kıbrıs Cumhuriyeti, Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddeleri değiştirilse de asıl olan eksik iradeyle değiştirilen değil, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’dır.
Israrcı olunursa, BM üyesi bir devletin varlığının askıya alınması gerekeceği için Türk tarafının da pasifliği, dolaylı onayı ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rum işgali uluslararası kabul gördü.
Rum tarafı, suçluluk psikolojisiyle ve insani bir sorun ortaya çıkmasın diye Teknecik Santrali devreye girene kadar Türk bölgelerine elektriği parasız verdi.
1974 savaş ortamında, Türk Ordusu ilerlerken bile elektrikleri kesemediler.
Erhürman, tanımadığı bir devletin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin vatandaşlığının kendi vatandaşlarına verilmesini istiyormuş…
Kostas Venizelos’un, bu satırları yazarken vicdanından zor izin aldığından eminim.
Kuzey’de yaşayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti Kimlik ve Pasaportu taşıyanların tümü, Kostas’ın tanımlamasıyla, “Tufan Erhürman’ın vatandaşıdır.”
Hangi yoldan elde edilirse ediliyor, KKTC’nin kimlik ve tapu bilgileri Rum tarafının elinde vardır.
Kimlerin, “Tufan Erhürman’ın vatandaşı” olduğu bir düğmeye dokunularak öğrenilebilir.
Kıbrıslı Türklerin, çok ciddi bir çoğunluğu Hristodulidis’i Rumlaşmış Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak tanır ama, kendi Cumhurbaşkanı olarak kabul etmez.
“Kimlik ve pasaportunu alacaksın ama cumhurbaşkanını kendi cumhurbaşkanın olarak görmeyeceksin. Bu samimiyetsizlik değil mi?”
Samimiyet ya da samimiyetsizlikle alakası yok. Ben Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki bireysel vatandaşlık hakkımla alıyorum. Çocuklarım ve torunlarım da aynen… Bana Kıbrıs Cumhuriyeti, pasaport ve kimliğinin verilmesi, lütuf değildir.
Filelefteros Güney’in, KIBRIS gazetesi de Kuzey’in, geleneksel olarak en önde olan iki gazetesidir.
Kostas Venizelos, Filelefteros’un ben de Kıbrıs’ın popüler köşe yazarıyız.
Siyasiler birlikte bir televizyon programına çıkıp, tüm yönleriyle konuşmaktan çekinebilir. Bizim öyle bir gailemiz yok.
Hade gel Kostas kardeşim, sizin tarafta birlikte televizyona çıkalım!
Kıbrıs sorununu, telefonla soru da kabul ederek konuşalım.
Moderatörlüğü Türkçe de bilen Rally Papageorgiou ya da Iakovos Tsangaris yapabilir.
Hodri meydan, demedim ha… Gomuşu gomuşu, gardaş gardaş gonuşalım!!!
Ayarlama senden, katılmak benden...
