menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğu Akdeniz’de jeopolitik savrulma: Rum Yönetimi’nin “vekalet” yanılgısı ve Ankara’nın radarı

24 0
17.04.2026

Bölgesel krizlerin küresel fay hatlarını tetiklediği sancılı bir dönemden geçiyoruz. Bu fırtınalı dönemde, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından ortaya konan vizyon, basit bir diplomasi trafiğinden öte, sarsılmaz bir jeostratejik duruşu ve derinlikli bir devlet aklını yansıtmaktadır. TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz günlerde Hürmüz Boğazı’ndan NATO zirvesine uzanan konuları içeren Anadolu Ajansına yaptığı açıklamaları, Kıbrıs Adasının egemenlik hakları üzerindeki güncel saldırılarla birleşerek tek bir gerçeği haykırmaktadır: Kıbrıs Türk tarafının hakları, konjonktürel pazarlıkların değil, milli güvenlik doktrininin sarsılmaz bir parçasıdır.

Hürmüz’den Doğu Akdeniz’e: Enerji ve egemenlik hattı    Hürmüz Boğazı krizini “küresel bir şah damarı tıkanıklığı” olarak nitelendiren Bakan Fidan, aslında Türkiye’nin bölgesel sorunlara bakışındaki pragmatik ve geniş açılı yaklaşımı özetlemektedir. Enerji ve ticaret yollarının güvenliği, Türkiye için sadece ekonomik bir veri değil; “Kalkınma Yolu” gibi projelerle desteklenen bir bölgesel istikrar arayışıdır. Ancak bu makro tablonun Doğu Akdeniz’deki mikro yansımaları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) içine girdiği “jeopolitik savrulma” ile birleşince durum çok daha kritik bir hal almaktadır. Ankara küresel dengeleri gözetirken, yanı başındaki GKRY’nin bölgeyi öngörülemez bir sarmala sürükleme çabaları, stratejik bir akıl tutulmasının ürünüdür.

GKRY-İsrail ittifakı: Bir güvenlik illüzyonu

Güney Kıbrıs’ın İsrail ile girdiği askeri flört, basit bir savunma iş birliği değil; temeli yanlış atılmış ve stratejik derinlikten yoksun bir “dayatma” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakan Fidan’ın konuya ilişkin olarak “yakın radar” vurgusu, GKRY’nin adayı adeta bir lojistik üsse çevirerek Gazze’deki insani trajedinin dolaylı bir parçası olma durumunu net bir şekilde mahkûm etmektedir. Rum liderliğinin buradaki temel yanılgısı, İsrail’in askeri gölgesine sığınarak Türkiye’yi çevreleyebileceğini sanmasıdır. Oysa bu durum,........

© Kıbrıs Gazetesi