menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç mektup ve üç öneri

22 0
previous day

YENİ CAMİNİN ADINA DAİR: Kuzey Kıbrıs Tanıtma Platformu Başkanı Okyay Sadıkoğlu  Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi içerisindeki yeni camide ilk namazını Ramazan Bayramının ilk günü kıldıktan sonra, yayınlayarak arşivlere geçirmem istenciyle kısa bir mektup attı adresime… Şunları yazdı mektubunda Sadıkoğlu: “Allah rahmet eylesin, Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş vefat ettikten çok kısa bir süre sonra ‘Rauf Denktaş Cami Yaptırma Derneği’ isimli bir dernek kurdum… Amacım ömrünü halkının varoluşuna ve güvenliğine harcayan ve aynı zamanda Müslüman kişiliğini de çok iyi bildiğim, kendisiyle çok değerli anılar paylaştığım ve yanında yetişme şansına eriştiğim merhum Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ın adını da yaşatma adına, tam da bu noktaya bir cami yaptırmaktı… Rauf Bey’in vefatından yaklaşık bir ay sonra bu çalışmayı başlatarak bilhassa Lefkoşa‘nın merkezi sayılabilecek olan o noktaya, yani o yeni muhteşem caminin şu anda olduğu yere, bu şekilde bir niyette bulunmuştum. Ancak gelişmeler ve yaşananlar benim böyle bir cami yaptırmama müsaade etmedi… Aradan yıllar geçti… Burada çeşitli projeler düşünüldü… Ve Allah’a şükürler olsun yüce Rabbim tarafından niyetim halis bulunmuş olacak ki, tam da bu noktaya benim hayal ettiğimden çok daha güzel bir cami yapıldı. Ben tasarladığım o camiyi yaparken elbette maddi manevi çok zorluklar çekecektim… Bu işten ve bu işin ruhundan anlamayan bir çok insanın da akıl almaz ve ipe sapa gelmez görüş ve eleştirilerine de maruz kalacaktım… Allah nasip etti, bunları hiç çekmeden ve bu yük üstümde olmadan Anavatanımız Türkiye ve devletimiz tarafından böyle harika bir cami yaptırıldı oraya… Ben Allah’a şükrediyorum ki, niyetim gerçekleşmiş oldu… Ve neticede bu kadar güzel bir eser meydana çıktı. Bu sevincimi de sizinle paylaşmak istedim… Bu vesileyle bu güzel eseri meydana getirenlerden, tümünden de Allah razı olsun… Anavatanımız Türkiye ve devletimiz var olsun… Tüm toprağa verdiğimiz geçmişlerimize ve özellikle Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş Bey’e ve arkadaşlarına yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ve şimdi, Devlet büyüklerine bir çağrım var: Bu güzel eserin adı ‘Rauf Denktaş Millet Camii’ olarak isimlendirilsin… Ve bu toprakları vatan yapanlara ithaf edilsin…” *** HAŞMET GÜRKAN’IN ANISI YAŞATILMALI: Ölüm yıldönümünde sunduğum yazı üzerine,  çok değerli bir insanımız olan Haşmet Gürkan’ın anısının mutlaka yaşatılmasını istediği mektubunda Layık Topcan şunları yazdı: “Meslek yaşamımın henüz çok başlarındayken, onunla birlikte Anıtlar Yüksek Kurulu’nda görev yapma fırsatım olmuştu… Bu nedenle kendimi şanslı sayıyorum… Onunla sohbetlerden, birlikte mesai yapmaktan ve kitaplarından çok şey öğrendim. Kitapları hâlâ başvuru kaynaklarımdan… Lefkoşa’nın sokaklarına, mahallelerine, önemli binalarına ve buralardan gelmiş geçmiş insanlara dair öğrenilecek, edinilecek çok değerli bilgiler var, bu kitaplarda… Birçok medeniyetin izlerini taşıyan adamızın, özellikle de Lefkoşa’nın tarihini yeni kuşaklara aktarabilecek daha pek çok araştırma ve eser bırakabileceği verimli bir çağında, bu yaşamdan ayrılışı çok erken oldu… Onu sevgi ve saygıyla anıyorum…” *** ÜRETİCİDEN EVLERE SÜT SATIŞI: Çok eskiden mahallelerde eşekleri ya da beygirleri ile dolaşıp evlere süt satan köylü bir esnaf vardı… Eşeğe ya da beygire yüklenmiş ve tenekeden yapılmış güğümlerin içi mandıradaki hayvandan yeni sağılmış taptaze sütle doluydu… “Sütçü beygiri” tabiri de buradan gelir zahir… Otantik mandıra kokusu da sütün orijinal kokusuna karışırdı, bilenler bilir… Ev hanımları tencereleriyle yola çıkıp, mobil sütçüden istedikleri ölçüde süt alırlardı… Sütçüye abonelik de vardı… Sabah kahvaltıları, kaynatılan mis gibi sütün içine ekmek doğranarak yapılırdı… Ev hanımı artan sütle de sütlaç, muhallebi yoğurt gibi ürünler üretirdi aile sofrasına… Hepsi nefis ve sağlıklı ev mamulü… Orijinal bilgeliği ile her dem dikkati çeken, ülkemizin tanınmış restorancısı Erol Cansec dostumdan gelen ilginç öneri, bana bu nostaljiyi anımsattı… Teşekkürlerim, onayım ve takdirlerimle paylaşacağım Erol Cansec önerisi işe şudur: “Her bölgede 1 veya 2 ve hatta 3 de olabilir… Bir musluklu süt tankeri veya tankerleri, gezip dolaşıp, ev ev taze sut satışları yapsın… Hem toplum taze süt ihtiyacını karşılar, hem de hayvancılar ellerinde kaldığından yakındıkları sütlerini satarak tüketebilirler…” Süt, en güçlü kalsiyum kaynaklarından biri. Düzenli olarak süt içmek kemiklerimizin güçlenmesine ve  kas kütlemizin korumasına yardımcı olur. Vücuda ve sağlığa sayısız faydası olan sütle ilgili bir gerçek daha: Japonya’daki araştırmalar, günde yalnızca bir bardak süt içmenin inme riskini yüzde 10 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.


© Kıbrıs Gazetesi