menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşünce özgürlüğüne engel koyan bir sansür tasarısı

24 0
26.05.2026

Türkiye’de “basın özgürlüğü,” “ifade özgürlüğü” ve “devletin ideolojik tarafsızlığı” tartışmaları; 195 sayılı Basın İlan Kurumu Kanununa, torba kanunla yeni bir madde eklenmesi yönündeki değişiklik tasarısıyla tekrar yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.Değişikliğin esası, daha önce yalnızca “Basın İlan Kurumu Basın Ahlak Esasları” içinde yer alan “Atatürk ilke ve inkılapları aleyhine yayın yapılamaz” şeklindeki idari ilkenin; bu defa yasaya getirilen bir ek madde ile daha üst bir norma dönüştürülerek “kanun hükmü” düzeyine taşınmasından ibaret.Yapılmak istenen değişiklik, kamuoyunda ve sosyal medyada algılandığı gibi, doğrudan ceza hukukunda genel bir yayın yasağı oluşturmaya yönelik bir normatif düzenleme değil. Değişikliğin amacı, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapan gazete, dergi ve Internet haber sitelerine yönelik, devletin resmi ilan ve reklam sistemi üzerinden işleyen ekonomik ve idari bir yaptırım mekanizması oluşturmak.Öngörülen düzenleme, doğrudan “ilke ve inkılaplara aykırı yayın yapmayı hapisle cezalandırmak” şeklinde klasik bir ceza yaptırımı getirmiyor. Ancak, devletin ekonomik kaynaklarını kullanarak medya üzerinde baskı oluşturabilecek güçlü bir sansür bir sistemi kurmayı hedefliyor. Medya organları açısından resmi ilan gelirlerinin hayati önemde olduğu düşünüldüğünde, düzenlemeye aykırı hareket eden gazete ve dergilerin bu kaynaklardan mahrum bırakılmasının, sürdürülebilirlikleri üzerinde fiilen hayli olumsuz bir etki oluşturacağı açık.Bu yaptırımlar kapsamında:-Resmi ilan ve reklam gelirlerinin kesilmesi,-Belirli süreyle ilan verilmemesi,-Medya kuruluşunun ekonomik olarak dezavantajlı hale getirilmesi,-Basın İlan Kurumu sisteminden dışlanmagibi, medya kuruluşunun varlıklarını sürdürebilmesini imkansız kılan ciddi sonuçlar ortaya çıkabilecek.Görüldüğü üzere burada sorun, ekonomik yaptırım yoluyla düşünce ve yayın alanının disipline edilmesinin; ifade özgürlüğü bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir.Bu durumda konu, yalnızca bir “basın hukuku düzenlemesi” olmaktan çıkıyor; devletin ideolojik tarafsızlığı, anayasal çoğulculuk, eşit vatandaşlık, ifade özgürlüğünün sınırları ve demokratik meşruiyetin kaynağı gibi, modern anayasa hukukunun temel tartışma noktalarından biri haline geliyor.Peki, dünyanın herhangi bir ülkesinde, “kurucu liderin ilke ve devrimlerine aykırı yayın yapılamaz” hükmünü içeren bir yasa var mı?Günümüzde Kuzey Kore hariç, hiç bir ülkede “lafzî” (literal) olarak........

© Karar