menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AH MAÇKA!

20 0
20.04.2026

Maçka'nın kalbine öyle bir bıçak saplandı ki içinin ağrısını gösterme dermanı bile kalmadı! Gözyaşını sessizce içine, geleceğini ise meçhule teslim etti. Bir devin ayakları bağlanmış, kolları gemi halatlarıyla sarılmış, ağzı ise konuşmaması için tıka basa kapatılmış. Ah Maçka! Sen bu durumlara da düşecek miydin?

İnsanlar arasında birliğin ve dayanışmanın iş başarma ve mutlu olma yolunda gerekli olduğuna inanan atalarımız 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' demişler. Hayatın zorlukları ve doğal olaylar karşısında tek bir insan aciz ve kudretsizdir; silinmeye mahkumdur. Başkalarından uzaklaşan, yalnız kendilerine inanan insanların daima yenilgiye uğradığını sana Osman Özdemir, Ali Özten, Orhan Yavuz, Turgay Ural, tarafından öğretilmesine rağmen sen bunları ne çabuk unuttun Maçka?

Ah Maçka, neleri unuttun sen! Sen, bu kadar vefasız mıydın? Sen, geçmiş hafızanı silecek kadar sorumsuz muydun? Ne kültür insanlarını hatırlar oldun, ne sanatçına sahip çıktın, ne dünyada parmakla gösterilen değerlerini gördün. Ah Maçka son yıllarda çok arada kaldın, bir türlü kendin olamadın!

Bir yarış arabası hızıyla hiç sürat kesmeden yangından mal kaçırırcasına o orman denizini yok ediyorlar. Şuursuzca ve bilgisizce... Ağaçların çığlıkları sessiz yaylaları dolduruyor; ama duyan yok! Ormanı korumakla görevli olanların tuttuğu silahşörlerle bir bir vurulup yere düşüyor ağaçlar; ama yardım eden yok! Ah Maçka sen bu kadar nasıl........

© Karadeniz'de sonnokta