BÜYÜK BİR SINAV KAYBEDİLİRKEN ÖNDERLİK SORUNU
Büyük Bir Sınav Kaybedilirken Önderlik Sorunu Önderlik becerisi kişisel bir yeteneğin yanında eğitim ve yetişme ile çok yönlü donanım ve öngörü ile bütünsellik taşır. Çocukken başlayan bir serüven aslında. Oyunlarda, okul yolunda, bahçede ve sınıfta kimi davranış ve söylemle başlayıp gelişen… Giderek genişleyen çevreyi, farklı yönleriyle ve karmaşıklaşan yanıyla yaşamı anlamaya çalışmak… Çoğunluğun ya da sıradanın ötesinde öngörü geliştirebilmek… Çocuklukta, gençlikte adım adım, yetişkinlikte daha hızlı algılama; “durumdan vazife çıkarmak” becerisine/öngörüsüne ulaşmak… Her eğitim süreci elbette herkese bunları veremez, veremeyebilir. Siyasette önderlik bambaşka bir “ustalık”. Çok yönlü ve çok boyutlu çelişmeleri, gelişmeleri görmek, bunların yaratacağı sonuçları önceden saptayabilmek olmazsa olmaz. Değişik taktikler, kimi labirentler asıl amaçların gölgelenmesini sağlar ve bir masumiyet/haklılık görüntüsü yayabilir. Siyasi önderliklerin sınav aşaması böyle başlar. Aldanmanın, yanılmanın kabullenilip açıklanamayan itirafın “mazereti” … Yetmez, antitez üretme çabası, hala haklı ve doğru tutum alındığına ilişkin ısrar… Çok yönlü birikim her zaman önderlik için yeterli olmayabilir. Çevreyi, olayları, gelişmeleri, kişi ve toplum katmanlarını, bütünüyle yaşamı etkileme yönlendirme becerisinden/ustalığından söz ediyoruz. Her kademede yönetici olmak, okulda müdür, sendikada-dernekte başkan, siyasette her düzeyde başkan, dahası genel başkan, liyakat/yeterlilik ve demokratik gelenek dahilinde olsa bile bu yetki sahiplerinin en iyi “önder” olduklarını göstermeyebilir. Önderlik bu sıfatların/önadların dışında bir tanım. Basitleştirirsek her “başkan” dan mutlak “önder”........
