menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın yeni evresine doğru

9 0
08.01.2026

Bir yandan Avrupa’dan savaş çığırtkanlığı için akıl almaz, tuhaf hamleler görüyoruz.

Bir yandan, ABD, Ukrayna konusunda tarafı ve yaratıcısı olduğu savaşı bitirmek için Rusya ile doğrudan görüşmeler yapıyor. Ve Rusya tarafı, Trump’ın bir ölçüye kadar samimi olduğu tespitini dile getiriyor.

Ve öte yandan, ABD, Venezuela’ya karşı her türlü savaş manevrasını devreye sokuyor, korsanlık yapıyor, tekneleri bombalıyor, gemilere el koyuyor.

Ve yine aynı anda Japonya’nın yeni kadın başbakanı, Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda kendi içlerinde ne varsa dışlarına vuracak çığırtkanlığı geliştiriyor.

Ve aynı anda, Filistin soykırımında gözler Suriye savaşına kaydırılmak istenir gibi, Suriye’de süreç öne çıkıyor.

Ve aynı anda Afrika’da Burkina Faso örneğinin çoğalmasını önlemek için, ABD, Fransa, İngiltere hamle üstüne hamleler yapıyor.

Savaş, bu denli öne çıkınca, savaşın nedenleri ve gerçekliği unutuluyor. Sanki, gösteri büyüyünce, görüntü özü daha kolay gizleme olanağı buluyor gibi. Bu nedenledir, burjuva basın, tekelci medya, yalan söylemeyi sürekli kılmakla kalmaz, aynı zamanda yalanın dozunu sürekli artırır. Biraz antidepresan işine benziyor. Kişiye, en çok da kadınlara, sürekli antidepresan dayatılıyor. Sinüslerin mi dolu, baş ağrısı mı var, ne olursa olsun antidepresan devreye sokuluyor. Hayatı çekilmez olan kadın, biraz rahatladığını düşünüyor ve en az yüzde onu intihar ediyor. Sürekli doz yükseltilmek zorunda, çünkü önceki doza vücut alışıyor. Yalan da böyledir. Tüm toplumu yalanlarla o denli köreltiyorlar ki, gerçeği sormak, dinlemek, anlamak “sıkıcı” bir faaliyet oluveriyor.

Trump, bir yandan Rusya için yaptırımları artırıyor, Çin’e karşı açık bir ekonomik savaş yürütüyor. Savaşın gerçek nedeni de buradadır.

ABD hegemonyası aşınmaktadır. Bu hegemonya askerî alanda devam etmekte, siyasal alanda sürmektedir. Ama ekonomik ve teknik alanda bu hegemonya çoktan bitmiştir. Bu alanda doların güç kaybedip uluslararası bir para olmaktan çıkması hâli, diğer alanları da içine alıp, hegemonyayı çökertecek durumdur. Henüz orada değiliz. Ama, önceden yazmıştık, 2008-09 yıllarında ABD’de yapılan bir tatbikata, bir ekonomist davet edilip dâhil olmuştur. Detaylarını tekrarlamaya gerek yok. 2009 yılında ABD, Rusya’nın doların egemenliğini sarsmak için bir proje ortaya koyması hâlinde, acaba Çin Rusya’yı destekler mi vb. gibi simülasyonlar yapmışlardır.

Dönem önemlidir.

2008 krizi yenidir.

2008 krizinden birkaç yıl önce Çin, “sen üret biz satalım” sisteminin dışına çıkmaya başlamıştır. Öyle 6,5 dolara iPhone üretip, 1000 dolara satma sarhoşluğu, sürdürülemez hâle geliyordu. Çin, kendi markaları ile pazara girmeye başladı ve çok da uzun sürmedi. 2010 yılına gelindiğinde, krizden etkilenmiş olan Batı dünyası, Çin’e de pay kaybetmeye başlamışlardı. Örneğin 100 dolarlık makina üretimi pazarı bir yandan daralıyordu ama diğer yandan da Çin, bu pazardan, 0’lara varan pay almaya başlıyordu. Dünyanın merkezinde olan, papa gibi kendini tanrının temsilcisi sayan tekelci sermaye, bu pay kaybını, cennetten pay istemek olarak algılamıştır. Öyledir de. Öyle, papalıktaki merkez olma hâlinin ruhanî örtüsü ile idare etmeleri de mümkün değildi. Ve savaş devreye sokuldu. Bölgesel savaşlar kotarıldı.

Demek, hem 2008 krizi hem bu kriz ortamında Çin’in dünya pazarına kendi markaları ile girmesi ve piyasaları sarsması, hem de Çin’in teknolojik açıdan da ileriliği, Batı cephesini savaşa kilitlemeye başladı.

Ve bu arada Rusya, kolay lokma olarak dağıtılmak ve sömürgeleştirilmek istenirken, Suriye savaşının 1. yılında sahaya indi ve anlaşıldı ki, Rusya pek de kolay bir lokma değilmiş. Ukrayna savaşını kotaranlar, en başta ABD, tam bu dönemde harekete geçti ve 2014’te darbe ile, Ukrayna’nın tüm iradesini ellerine geçirdiler. Kokainman-palyaço önde, arkada tüm Neonazi örgütlenme devreye sokuldu. Ta ki 2022 yılına kadar. 2022’de Rusya operasyona başladı ve Avrupa, özne olmaktan çıkmaya evrildi. ABD, ilk zaferini, emperyalist rakipleri üzerinde askerî ve siyasal gücünü pekiştirerek elde etmiş oldu. Bu durum, çözülmekte olan ABD hegemonyasının bir tarz sürmesine de olanak sağlamıştır. Ama dünya, aynı zamanda farklı süreçler yaşamaya başlamıştır. Rusya Ukrayna’da yenilse idi, Batı, Rusya ve Çin’i sömürgeleri hâline getirmek üzere büyük olanaklar kazanacaktı ve elbette kriz de çözülmüş olacaktı. Ama saha farklı işledi. ABD yenildi. Avrupa üzerinde hegemonyasını pekiştirdi ama dünya çapında hegemonyası daha da yıprandı.

Avrupa, en başta, Almanya, İngiltere ve Fransa, siyasal iradelerini kaybettiler. Birçok alanda bu böyledir. Ve her biri, destekledikleri Zelenski gibi kokainman olduklarını ortaya koydular. Palyaçoluk konusunda ise, her birinin yetenekleri Zelenski’ninkilere göre sınırlıdır. Tuhaf varlıklar olarak savaşı desteklemek için ABD’yi ikna edecek her şeyi yapmaya başladılar. Hâlâ öyleler.

Trump, aslında Ukrayna yenilgisini daha hafif atlatmak üzere ve bu arada da savaş için güçlerini yeniden organize etmek üzere ABD’nin başkanı olarak seçilmiştir.

Önümüze çıkan “demokrasi” gösterisi, hava ile el sıkışan Biden ile, ayna karşısında kendini en özel hisseden Trump arasında ABD halkının seçim yaptığı bir gösteri........

© Kaldıraç