2500 Yıllık Teolojik Rövanş: Kürdistan Bir İllüzyon mu?
“Tevrat'ın Ester bölümündeki şifrelerden Sultan Abdülhamid'e, Menderes'in Yassıada itiraflarından 1993 suikastlerine uzanan tarihi gerçekler tek bir hakikate işaret ediyor: Kürt halkının önüne konulan devlet vaadi bir ödül değil, asimetrik bir imha planıdır.”
Tarih, sadece askeri ve ekonomik çıkarlarla açıklanamayacak kadar derin teolojik hafızalar barındırır. Prof. Dr. Mikâil Bayram’ın antik diller ve kitabeler üzerindeki çalışmalarında işaret ettiği üzere; MÖ 6. yüzyılda Yahudileri Kudüs’ten sürerek Babil’e köle olarak getiren ve tarihteki en büyük ontolojik travmayı yaşatan Babil Kralı Nabukadnezar (Buhtunnasır), bölgenin kadim unsurlarından olan Kürtlerin (Med/Karduk) soyundan gelmekteydi.
Bu büyük travmanın şifreleri bizzat Kitab-ı Mukaddes’in (Tevrat) Ester bölümünde açıkça görülmektedir. Ester bölümünde, Yahudileri Babil esaretinden kurtaran Pers İmparatoru Kiros’a (Kuruş) büyük övgüler ve kutsamalar yağdırılırken; kendilerini sürgüne gönderen Nabukadnezar’a ve onun soyuna (yani Kürtlerin atalarına) lanetler okunur. Siyonist üst akıl için bu metinler tarihsel birer hikaye değil, 2500 yıldır yürürlükte olan bir intikam amentüsüdür. Yahudi teolojisinde şifrelenen bu köklü düşmanlık, Kürtleri hayatta kaldıkları sürece tehdit oluşturan bir topluluk olarak kodlamıştır. Bugün Ortadoğu'da kurulan denklemler, bu kadim intikamın modern enstrümanlarla icra edilmesinden başka bir şey değildir.
Sultan II. Abdülhamid Han’ın Kürt Hamlesi ve Tahttan İndirilişi
Siyonist sermaye ve lobilerin bu gizli imha planına karşı, Osmanlı’nın son döneminde dahi büyük bir direniş gösterilmiştir. Bunun en somut örneği Sultan II. Abdülhamid’dir. Abdülhamid Han, İngiliz ve Siyonist odakların bölge halklarını birbirine kırdırma planını görmüş, Doğu’daki aşiretleri Hamidiye Alayları çatısı altında birleştirerek devletle bütünleştirmiştir. Bununla da kalmamış, Kürt alimlerini İstanbul’a davet ederek onlara sahip çıkmış ve bizzat himayesinde "Kürdistan" adında 7 sayılık bir dergi/gazete çıkartılmasına müsaade etmiştir.
Amacı, Kürtlerin Siyonist veya Batılı istihbarat servislerinin kucağına düşmesini engellemek ve İslam kardeşliği potasında nüfuslarını korumaktı. Ancak bu hamle, bölgeyi parçalamak ve Kürtleri bir çatışma aparatına dönüştürmek isteyen Siyonist/Küresel aklı çileden çark etti. Sultan Abdülhamid’in Filistin’den toprak vermemesiyle birleşen bu Doğu politikası, onun 1909’da küresel........
