menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanı İnsan Yapan Adâlet, Merhamet, Vicdan ve İnsan Olmanın Unutulan Erdemleri

11 1
18.09.2025

Modern ferdiyetçilik kültürü, kişiyi sürekli kendi benliğini ön plana çıkarmaya, kendi çıkarlarını maksimize etmeye iter. Bu "benlik enflasyonu", diğer insanları birer "öteki" ve hatta "rakip" olarak görmeye sebep olur.

Adâlet, hakkaniyet ve merhamet gibi erdemler ise ancak "öteki"nin varlığını, duygularını ve hakkını tanımakla mümkündür.

"Ben" her şey olduğunda, "öteki" yok olur ve onunla kurulacak âdil ve merhametli bir ilişkinin zemini kaybolur. Kapitalist sistem, sadece malları değil, duyguları ve erdemleri de metalaştırır. Merhamet, vicdan ve adâlet duygusu, birer "pazarlama aracı"na dönüşür.

Bir markanın "sosyal sorumluluk projesi", aslında bir tüketim çığırtkanlığıdır. Bu durum, samimi merhamet ve vicdan duygusunu aşındırır. İnsanlar, bir yandan gösterişli bağışlar yaparken, öte yandan emek sömürüsüne göz yumabilir. Bu ikiyüzlülük, toplumsal güveni zedeler ve bütünleştirici erdemlerin içini boşaltır.

Modern hayatın dayattığı akıl almaz hız, vicdan ve merhametin yeşereceği "iç molaları" yok etmiştir. Âdil ve hakkaniyetli bir karar, ancak durup düşünmekle, olayları her açıdan değerlendirmekle verilebilir.

Oysa sürekli bir koşturmaca içindeki kişi, bu iç mola ve tefekkür fırsatını bulamaz. Sosyal medya, olaylara dair sığ ve hızlı tepkiler vermemizi ister. Derinlemesine bir vicdan muhasebesi için zaman yoktur. Bu hız, duyarsızlığı ve yüzeyselliği besler.

İnsan olmak, sadece iki ayak üstünde yürümek ya da akıl sahibi bir varlık olmaktan çok daha derin bir şeydir. İnsan olmak, yaratılmış her şeye karşı sorumlu olmaktır. âdil, hakkaniyetli, merhametli, vicdanlı ve bütünleştirici olmaktır.

Peki, ne oldu da bu kadim erdemler, bu insanlık mirası, yerini bencilliğe, duyarsızlığa ve öfkeye bıraktı? Neden vicdanımızın sesi, gürültülü dünyanın sesi karşısında giderek zayıflıyor? İnsanlığımız, elimizden kayıp giden bir kum taneleri gibi mi?

İnsanı insan yapan değerleri kemiren üç büyük buhran sözkonusu: Benlik buhranı ve “Öteki"ni görememek.

Modern hayat, bize sürekli "kendini düşün", "kendi mutluluğunu keşfet" dedi. Bu aşırı ferdiyetçilik, toplumsal bir körlüğe sebep oldu.

Sosyologlar, sosyal medya kullanımı arttıkça, toplumsal empati ve dayanışma duygularının azaldığını gösteren çalışmalara dikkat çekiyor. Artık komşumuzun açlığını, iş arkadaşımızın haksızlığa uğradığını, mülteci bir çocuğun gözyaşlarını görmüyoruz.

Sadece kendi "ben"imize odaklanmış durumdayız. Adâlet ve merhamet, ancak "öteki"ni fark etmekle başlar. Onu fark etmediğimizde, insan olmanın ilk şartını kaybederiz.

Duygusal tükenmişlik ve merhametin sömürülmesi buhranı yaşıyor dünya. Dünya, acı, gözyaşı ve haksızlık haberleriyle dolu. Ekranlarımızdan sürekli bir ıstırap seli akıyor.

Araştırmalar, bu durumun........

© İstiklal