menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-iran Savaşı’nda Pakistan’ın Arabuluculuğu ve Ankara’nın Rolü

21 0
09.04.2026

2026 yılının Şubat ayında patlak veren ABD-İsrail-İran savaşı, küresel sistemi eşi benzeri görülmemiş bir enerji şokuna ve bölgeyi topyekûn bir yıkımın eşiğine sürüklemişken, diplomatik satranç tahtasında ezber bozan bir hamleyle karşılaştık.

Donald Trump’ın "İran’ı Taş Devri’ne döndürme" tehditleri ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tırmanan bu karanlık tabloda, Umman veya Katar gibi geleneksel arabulucuların sessizliğe büründüğü bir anda İslamabad’ın merkeze oturduğu yeni bir diplomatik aks inşa edildi. Pakistan’ın bu kritik süreçte üstlendiği "ana taşıyıcı" rolü, yalnızca coğrafi bir zorunluluk değil, aynı zamanda Ankara ile eşgüdümlü yürütülen son derece rafine bir stratejinin sonucudur.

​Pakistan’ın neden bugün masanın ev sahibi olduğunu anlamak için İslamabad’ın sahip olduğu hibrit diplomasi kapasitesine bakmak gerekiyor. İran ile olan köklü tarihsel ve mezhepsel bağlarını, General Asım Munir üzerinden Trump yönetimiyle kurulan doğrudan ve güvene dayalı askeri diplomasi kanallarıyla birleştiren Pakistan, bölgedeki en "öngörülebilir" arka kapı haline geldi.

Mart 2026’da ABD’nin 15 maddelik barış planını Tahran’a ulaştıran........

© İstiklal