menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İSLAM’IN TEVHİD AKİDESİ AÇISINDAN ATEİZM

12 0
previous day

İSLAM’IN TEVHİD AKİDESİ AÇISINDAN ATEİZM

(Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor – 12)

Felsefi tanrı telakkilerinden ateizmin incelenmesi çerçevesinde bu yazımızda konuya İslam’ın tevhid akaidi açısından yaklaşacağız.

Cihanşümul her davanın kâinata, insana ve olaylara bir bakış açısı vardır. En büyük dava olan tek hak din İslam’ın tevhid akidesinin kâinata, insana ve hayat olaylarına bakışı; en sağlıklı ve en isabetli bakıştır. Bunun sebebi, İslam’ın vahiy kaynaklı olması, vahyin ışığı ve ölçüsüyle bakmasıdır.

Âleme bu tevhidî bakış, akl-ı selim ve ilmî düşünce ile de örtüşerek her biri diğerini teyit eder.

Kâinatın hakiki faili Yüce Yaratan’ın varlığı, güneş kadar açık bir hakikattir; akıl, mantık ve ilmî ölçüler açısından da zarurettir. Tesadüfü âlemin faili yerine koyan ateizm bu manada yok hükmündedir.

1- Tevhid Akidesinin Önemi

Âlemde tek hâkim güç, bir olan; eşi, benzeri, dengi, ortağı olmayan; noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıf Yüce Allah’tır. En büyük hakikat budur. Yüce Allah’ı tanımayanlar, Allah’tan başkasına kul olmaktan kurtulamazlar; sahte tanrıların, uydurma mabudların kulu olurlar.

Tevhid ilmi, âlemde fail-i hakikiyi ifade eder; ilimlerdeki görünür/ adi sebeplerin bağlı olduğu müsebbibü’l- esbab/ sebeplerin sebebi olan tek kaynağa işaret eder ki o da Allah’tır. Bu açıdan tevhid, ilimlerin ilmidir; ilimlerin menşeidir. Bu gerçek takdir ve kabul edilmeden ve buna gereken önem verilmeden ilmî düşünceden bahsedilemez.

Tevhid ilmi, varlık ve olayların nasıllığını ortaya koyan adi sebepleri ve bunları konu edinen tabii ve fenni ilimleri inkâr etmez. Bilakis o sebeplerin de bağlı olduğu hakiki faili göstererek, varlık ve olayların niçinliğini öğretir.

Bugün dünyaya hâkim olan inançlardaki sapkınlığın sebeplerinden biri de, varlık ve olaylardaki adi sebepleri hakiki sebepmiş gibi varsaymaktır. Bu büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgıya sebep olan şey de, Avrupa’da 18. Asrın sonlarında başlayıp 19. Asırda yaygın hale gelen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali “pozitivizm” adıyla arz-ı endam eden materyalist anlayıştır. Avrupa kültürünün dünya kültürü haline gelmesiyle, bu tabiatperestlik sapkınlığı bütün dünyada yaygınlaşmıştır.

Öyle ki, kitaplarda, panellerde, açık oturumlarda vs. ilmî çalışma adı altında icra edilen bütün faaliyetlerde olaylar hep bu adi sebepler planında ortaya konmuş, bu sebeplerin arkasındaki hakiki sebep/ mutlak fail, büyük ölçüde unutturulmak istenmiştir. Günümüzdeki inançsızlığın, şirk ve küfrün ve de yine belli ölçüde yaygınlaşan ateizmin en önemli sebeplerinden biri budur.

Şimdi bazı örnekler vererek, demek istediğimizi biraz daha somutlaştıralım:

Mesela yağmur, adi sebep olarak buluttan yağar.

Kuran-ı Kerim, yağmurun yoğunlaşmış bulutlardan yağdırıldığını zaten ifade eder. (Nebe: 14) Bununla birlikte onun, Allah Teâlâ’nın kullarına rızık vermek için bir rahmeti olduğunu da haber verir. (Şûrâ: 28, A’râf: 57, Rum: 48)

Ne var ki, yağmuru anlatan bilimsel yazılar veya hava tahminlerini açıklayan meteoroloji raporları; rüzgâr, basınç vs. yağmuru oluşturan unsurları dikkate alırlar da, yağmurun arkasındaki Yüce Yaratan’ın bu rahmet ve merhametine hiç dikkat çekmezler.

Her türlü nimetin kendisinden çıktığı toprağa da bir bakalım: Rızkı veren Allah’tır; vesile ve vasıta topraktır. İnsanların çoğu bin bir çeşit nimet üreten toprağın, şuur ve akıl sahibi olmadığı halde nasıl böyle bir maharetle, ilim ve sanatla bunca mahsul bitirdiği konusunda tefekkür etmez, düşünmezler. Buna şaşmamak mümkün değildir.

Güneşi de misal verelim: Etrafımız güneş sayesinde aydınlanır. Gözlerimiz güneş sayesinde görür, yine onun sayesinde ısınırız, meyveler ve mahsuller onunla olgunluğa erer. Güneş vesilesiyle gerçekleşen hadiseler konuşulurken de Yaratan’ın lütuf ve keremine hiç temas edilmez.

Bu örnekleri çoğaltmak........

© İstiklal