menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiir ve Kurgu ya da Şiirin Yazılma Serüveni

7 0
02.09.2026

Büyüklerimiz derdi ki; şiir yazılmaz, belki söylenir, söz gibi, müzik gibi, destan gibi. Hal böyle olunca yıllarca şiir üzerine yazılanlar, çizilenler, farklı farklı düşünceler ve saptamalar oluştu. Onlarca, yüzlerce şiir poetikaları oluştu. Belki birbirine yakın, belki birbirine zıt, belki birbirinin aynısı…

Ben şahsen şiirde kurguyu kabul etmiyorum. Çünkü nesir gibi, nesrin en hakiki mürşidi roman ve hikâye gibi kurgusal bir alana çekmek şiiri zedeleyeceğine, şiiri şiir olmaktan çıkaracağına inanıyorum. Bize göre eğer şiir sonradan öğrenilen bir şey değilse, masa başına geçip; dur, ben bugün, yediğim imambayıldı şiiri yazacağım, demek çok tuhaf olacaktır. Bu şu demek değildir: Şiirin hiç kuramı olmaz! Kuramı var, kendi içinde, kendi üslup ve yazım tekniği içerisinde şiir bir dans figürü gibi, oynayanın ayak ve beden hareketine göre şekil alacaktır. Buna tastamam bu şiir kurguyla yazılmıştır denemez… 

Kurgu önceden tasarlanan bir edimdir. Önceden tasarlanan ve dörtte dört tam düşünüldüğü gibi olmasa da yazılan öykü, roman, sanat yazıları, alıntı ve biyografiler gibi bir kültür arenasına dalmaktır. 

Şiiri yazmak için masaya oturursanız, mekanik sesleri çıkarmanız gerek, bilgi ışığında mantıklı, kırılgan olmayan, duygu ve histerik cinnetlerden arındırmanız gerek. Bu şiir neye yarar? Tamam, batılı şairler, her ne kadar onda biri ilham, onda dokuzu bilgidir gibi sözler sarfetmişlerse de, ki, bilgisiz ve ilimsiz şiir........

© İnsaniyet