Dünyadaki Tüm Yetişkinler Bir Günlüğüne Çocuk Olsa
“Günaydın,”dedi Küçük Prens.
“Günaydın,” dedi satıcı.
Susuzluk giderici haplar satan bir adamdı bu. Haftada bir hap içtiniz mi artık içecek bir şey aramıyordunuz.
“Bunları neden satıyorsun?” diye sordu Küçük Prens.
“Zamanın boş yere harcanmasını önlemek için. Uzmanların hesabına göre bu haplar alınınca haftada 53 dakika kazanılıyor.”
“Peki bu 53 dakikada ne yapacağız?”
“Keyfimce harcayacak 53 dakikam olsaydı ağır ağır bir çeşmeye doğru yürürdüm,” dedi Küçük Prens.
Çocukluk dediğimiz şey biz büyüdükçe nereye gidiyor? Ya da gidiyor mu? Yoksa içimizde bir yerlerde bize hâlâ iyi ve güzel şeyler mi fısıldıyor? En son ne zaman sarıldık içimizdeki çocuğun masumiyetine? Ne zaman taradık onun saçlarını?
Çocukluk hiçbir yere gitmiyor aslında. Biz büyüdükçe cebimize saklanıyor yahut bir bulutun ardına. Belki kuş seslerine, belki okuduğumuz bir şiire, annemizin sesine… Sonuçta bir şekilde elimizi hep tutmaya çalışıyor aslında. Ne olursa olsun çocukluğumuz hep bizimle. Çünkü ona kulaklarımızı tıkarsak kötülük yapmaya başlarız, birdenbire büyürüz, birdenbire yetişkinlerin ciddiyetine bürünür ve bencilleşiriz. Keşif ve üretkenlik yönümüz azalır. Hayret makamına erişmek şöyle dursun, kendimizi “piştik, olduk” sanırız da böbürlenmeye başlarız. Tüm bunlardan yüce Allah’a sığınırız.
Dünyadaki bütün yetişkinler yalnızca bir günlüğüne çocuk olsa mesela; biter mi kötülükler? Afrika’daki açlık, susuzluk… Gazze’deki soykırım… Doğu Türkistan’daki zulüm… Dünyanın bütün çocuklarının karnı doyar mı, mutluluktan yanakları........
