Şirketin Geçmiş Yıl Zararlarının Ortaklar Tarafından Karşılanması Durumunda Vergilendirme
Şirketlerin faaliyetleri sonucunda oluşan zararlar, zaman içerisinde bilançoda birikerek özkaynak yapısının zayıflamasına ve sermayenin karşılıksız kalmasına neden olabilmektedir. Özellikle geçmiş yıllardan devreden zararların şirket sermayesi ve kanuni yedek akçeler karşısında önemli bir büyüklüğe ulaşması, hem şirketin mali yapısı hem de Türk Ticaret Kanunu kapsamında alınması gereken tedbirler açısından önem taşımaktadır.
Bu gibi durumlarda şirket ortakları tarafından, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi ve bilanço zararlarının kapatılması amacıyla şirkete nakit aktarılması gündeme gelmektedir. Ancak ortaklar tarafından yapılan bu ödemelerin hukuki ve vergisel niteliğinin doğru belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Zira yapılan ödemenin sermayenin tamamlanması amacıyla mı, yoksa başka bir hukuki işlem kapsamında mı gerçekleştirildiği; işlemin kurumlar vergisi ve katma değer vergisi karşısındaki durumunu doğrudan etkileyebilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde, ortaklar tarafından zarar nedeniyle karşılıksız kalan kısmın kapatılması amacıyla şirkete aktarılan tutarların niteliği farklılaşmaktadır. Bu kapsamda yapılan ödemelerin kurum kazancının tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı ve KDV karşısındaki durumu, uygulamada tereddüt yaşanan konular arasında yer almaktadır.
Bu yazı, Gelir İdaresi Başkanlığı özelgelerdeki değerlendirmelerine dayanılarak, ortaklar tarafından karşılanan şirket zararlarının hangi şartlarda vergilendirmeye tabi tutulmayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Bu bağlamda, geçmiş yıl zararlarının ortaklar tarafından karşılanması işlemi; Türk Ticaret Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınarak, uygulamanın şirketler açısından vergisel sonuçları değerlendirilecektir.
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde;
"(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
(2) Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Ziraî faaliyetle uğraşan kurumların bu faaliyetinden doğan kazançlarının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun 59 uncu maddesinin son fıkra hükmü de dikkate alınır.
(3) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesi uyarınca sermayenin tamamlanmasına karar verilen şirketin ortakları tarafından zarar sebebiyle karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda aktarılan tutarlar kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaz." hükmü yer almaktadır.”
Kurumlar Vergisi Kanununun 9 uncu........
