Amerika-İsrail’in İran Saldırısında Hesaplamadığı Kabağın Sahibi!
Meşhur “kabağın sahibinin zoruna gitti” hikâyesi, sadece bir tasavvuf anlatısı değil; aynı zamanda güç, kibir ve sonuç ilişkisini anlatan derin bir metafor olarak okunabilir. Bugün Amerika-İsrail’in 4 gün süre verdiği İran saldırısında gelinen nokta bu hikâyeyi yeniden hatırlatmaktadır.
Hikâye basit olduğu kadar çarpıcı ve ibret vericidir. Bir derviş tıraş olmak için berbere gider. Sessizce koltuğa oturur, saçını kazıtır. O sırada içeri bir kabadayı girer. Hiçbir gerekçe olmaksızın dervişin başına bir tokat vurur ve “Kalk kabak!” diyerek onu yerinden kaldırır. Derviş itiraz etmez, sessizce kalkar ve yerini verir.
Ancak kabadayı dükkândan çıktıktan kısa süre sonra bir at arabasının darbesiyle hayatını kaybeder. Olayın şaşkınlığını yaşayan berber ise dervişe dönerek “Keşke beddua etmeseydin” der. Dervişin cevabı ise hikâyenin özüdür: “Ben etmedim efendi… Ne haddime… Ama galiba kabağın sahibinin zoruna gitti.”
Bu anlatı, gücün sınırlarını ve görünmeyen dengeleri hatırlatan ibretlik bir uyarıdır.
Bugün İsrail ve Amerika’nın İran’a yönelik Trump’ın kabadayı, zorba söylemleriyle gerçekleştirdiği saldırıları bu hikâyeyi hatırlattı.
Bu saldırılar sıradan bir askerî operasyon değildi; aksine yüksek teknoloji, ileri istihbarat........
