İnsanları sürekli yenmek zordur; kazanabileceklerine dair inançlarını ellerinden almak çok daha kalıcıdır 9 Ekim 2026
O ülkede son seçim yapıldığında kimse onun son seçim olduğunu bilmiyordu.
Sandıklar kurulmuş, pusulalar basılmış, meydanlarda şarkılar çalınmıştı. Her şey alışıldık görünüyordu. Yalnızca insanların yüzünde eskiden bulunan o küçük ihtimal kaybolmuştu: “Belki bu defa değişir.”
Çeyrek asır önce her şey başka sözlerle başlamıştı. Yasaklar kalkacak, adalet güçlenecek, devlet herkesin devleti olacaktı. İnsanlar kendilerine uzatılan eli tutmuştu. Kimi yoksulluktan kurtulmak, kimi özgürce yaşamak, kimi de eski düzenin haksızlıklarından hesap sormak istiyordu.
Yıllar geçtikçe o el, tuttuğu elleri bırakmamaya başladı.
Önce makamların sahipleri değişti. Sonra makamlara gelmenin şartları… Bilgi, emek ve liyakat konuşulan koridorlarda artık tek bir soru dolaşıyordu:
Devletin kapısına işi düşen vatandaş, hakkını istemeden önce kime selam vermesi gerektiğini öğreniyordu.
Böylece devletin tabelası yerinde kaldı; içindeki odaların anahtarları aynı elde toplandı.
Ülkenin başındaki kişi ise her yolun sonunda yeni bir kapı buluyordu.
Parlamenter düzen içindeki siyasi yolunun sonuna yaklaştığı düşünüldüğünde bir üst makama çıktı. O makamın süresi ve sınırları konuşulmaya başladığında ülkenin yönetim sistemi değişti. Yeni sistem, yeni başlangıçlar ve yeniden........
