menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Efsane santrfor Beşiktaş'a geri dönüyor: Polis eskortuyla kulübe imzaya getirilmişti 24 Haziran 2026

23 0
24.06.2026

Geçenlerde kendi kulaklarımla kendi ağzından duydum. Beşiktaş'a geri dönme projesini anlatıyordu.Dayanamadım, telefonla aradım. Uzun uzun konuştum. Öylesine söylenmiş bir laf değildi bu. Ne yalan söyleyeyim; heyecanlandım.Hep Beşiktaşlı olduğum için... Hem de tüm kulüplere örnek olabileceği için.Önce geçmişe götüreceğim sizi. Yaşanmışlıklara. Eskinin transfer olaylarına. Bakın nasıl oluyormuş Beşiktaş'ta transfer!

"FENERBAHÇE'NİN TEKLİFİNDEN DAHA AZ PARAYA İMZA"

Şimdi aktaracaklarım Ali Gültiken'in ağzından. Süleyman Seba Eski Dostlar Anılar kitabından.Süleyman Seba ile Beşiktaş çok hızlı bir değişim geçirdi.Fulya bitti, doğru dürüst antrenman sahası ve soyunma odaları olan bir tesise kavuştuk.Kulüp binasını yaptırdı, modern bir binamız oldu. Sıraselviler'den sonra Akaretler'deki kulüp binası çağ atlamak gibiydi. Takım da iyi gidiyordu.Takımın iyi gitmesi elbette ki diğer kulüplerin de bizim peşimize düşmesine neden oluyordu.Çok iyi geçirdiğim bir sezon sonrası teyzemin oğlu Fuat Demircioğlu beni aradı. Kendisi o dönem Fenerbahçe'nin büyük umutlarla Almanya'dan takımın başına getirdiği akademisyen hoca Yılmaz Yücetürk'ün yardımcısıydı. - Aliciğim, dedi; Yılmaz hoca seni takımında görmek istiyor.- Yok abi, dedim; Beşiktaş'tan ayrılmayı düşünmüyorum.- Hiç değilse bir görüşsen... Ben mutlaka konuşmaya gelir dedim. Kırmazsın beni değil mi?Ben "Olmaz" dedikçe aradı... Kendisinin zor durumda kalacağını söyledi. Ben de "Peki" dedim. Sadece konuşacak, çıkacaktım.Gittim, konuştum. İnanılmaz bir teklifle karşı karşıya kaldım. Beşiktaş'ın 2 yıl için vereceğinin 3 mislini teklif ettiler. Oradan çıkar çıkmaz derhal kulübe gelerek bunu Süleyman abiye ve yöneticilerimize söyledim. Gazetelerden okumalarını veya başkalarından duymalarını iztemedim. O günlerde lig maçları sona ermişti. Ankara'ya Başbakanlık Kupası maçına gittik. Samsunspor'la oynayacaktık. Maçtan önce yöneticilerimiz Metin abi (Keçeli) ve Zekeriya abi (Alp) bir an önce imza atmamı istediler. Çünkü onlara da söylemiştim Fenerbahçe olayını. Ancak bunu maçtan sonraya bıraktık, İstanbul'da kulüp binasında tekrar buluşacaktık.Maç bitti. 3-2 kazandık.Maçtan sonra havaalanına geçecek ve İstanbul'a dönecektik. Süleyman abi yanıma geldi;- Ali, dedi; takım gitsin. Sen kal. Sabah uçağı ile birlikte döneriz.- Elbette abi. Siz nasıl isterseniz, dedim ve takım dönüşe geçerken biz otele gittik.Otele geldiğimizde kısa bir süre oturduktan sonra;- Hadi, dedi; yatma vakti. Uçak sabah erken. İyice bir dinlen!Odaya çıktım, yatağa da uzandım. Ama sadece uzandım! Gözüme bir damla uyku girmedi. O kadar heyecanlıydım ki! Heyecanım nedeni Süleyman Seba ile yolculuk edecek olmamdı. Süleyman Seba adını duyunca bile biz genç futbolcuların kalbi çarpardı, heylecanlanırdık.Herhangi bir gün birimizi kulübe çağırdığında elimiz ayağımıza dolaşırdı.Şimdi ise benimle aynı oteldeydi, sabah birlikte kalkacaktık, otelden çıkacaktık ve uçak yolculuğu yapacaktık. O zamanki bana göre bu inanılmazdı.Sabaha kadar düşündüm; "Neden beni takımla yollamadı da yanında tuttu" diye... Sabaha karşı nedenini anladım. O zaman transfer yöntemleri farklıydı. 2 yıllık sözleşmen bitince serbest kalıyordun ve istediğin kulübe gidip imza atabiliyordun. Futbolcu kaçırmak da modaydı! Rakip kulübün yöneticileri futbolcuyu kaçırıp, gizli bir yerde tutuyorlar ve öyle veya böyle sonunda imzayı attırıyorlardı. "Herhalde" dedim; "Bunun için ayrılmıyor yanımdan!" Öyle ya... Süleyman........

© HalkTV