''İnsanoğlu'', zekâsıyla, harekete geçirdiği makineleştirdiği maddenin, eşyanın esiri oldu...
Yarım yüzyıl öncelerdeydi, ilginç bir yazı okumuştum, (sanırım, Pakistanlı) bir yazardan tercüme edilen bir makalede, -bugünkü teknolojik gelişmelerin pek çoğundan henüz haber yokken-, 'beşer türü, insanoğlu; harekete geçirdiği maddî güçlerle elde ettiği başarılar sâyesinde pek çok şeyi, daha da geliştirecek ama, sonunda, icad ettiği bu gelişmeler tarafından esir alınacak ve o ruhsuz 'eşya'ya hükmedemeyecek bir noktaya sürüklenecek..' gibi o günlere göre, oldukça fantastik tahminlerde bulunuyordu..
Nâmık Kemâl idi galiba, bir beytinde, 160 sene öncelerde,
'Ne efsunkâr (sihirli) imişsin, ey didâr-ı hürriyet, (hürriyetin güzel yüzü),
'Esir-i aşk'ın olduk, gerçi kurtulduk esaretten..' derken, kendisinden 150 yıl sonralardaki bizlerin nasıl bir dünyada yaşayacağına dair hiç bir bilgi veya sezgisi, tahmini yoktu, tabiatiyle.. Bizim de gelecek zamanlardakilerin nasıl yaşayacağına dair bir bilgimizin olmayışı gibi..
Elbette o yazara, o günkü şartlarda, 'Meselâ, ne gibi durumlarla karşılaşacağız?' diye soracak bir imkân yoktu..
Geçenlerde, 16-17'sinde bir genç, 'Âbi, 40-50 yıl öncelerde cep telefonu yokmuş, o zaman nasıl yaşıyordunuz?' deyince, o anda, o gencin tahayyül ve tasavvur dünyasına dair ne diyeceğimi bilemedim ve tebessümle yetindim.. Evet, o gencin şaşkınlıkla bahsettiği teknolojik yenilik ve gelişmelerin nerede duracağını tahmin etmemiz mümkün değildi.. Yarınların ne getireceğine dair hiç bir bilgimizin olmayışı gibi..
Hatırlıyorum. Henüz 7 yaşlarındayken, Samsun köylerinde ve denizden 40-45 km. kadar içerde, Ankara'ya giden yolun yakınlarındaki köylerden birinde yaşarken, bölgemizde, ufak-tefek gölleri, u birikintilerini görüyorduk, ama, denizin nasıl bir şey olduğunu hayal etmek bile mümkün olmuyordu..
Bir de köyodasındaki büyüklerimizden, Amerika, Atom Bombası, Rusya, komünistlik gibi kelimeleri duyuyorduk.. Ve Kore Savaşı çıktığında, Kore'nin ne demek veya neresi olduğunu bilen kimse yoktu.. Köyümüzde okul olmadığı gibi, radyo da yoktu.. (İlk olarak, o günlerde köyümüzden bir kişi, köye ilk radyoyu getirdiğinde, erkekler ve kadınlar, ayrı ayrı zamanlarda radyo dinlemek onun evine giderlerdi.. Biz çocukları, çamurlu köy........
