menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye ne olur

132 0
27.01.2026

Brüksel

Kendi kendime güldüğüm ama başkalarında aynı kararlılığı bulamadığım film repliklerinden biri “In Bruges”da geçiyor. Bir operasyon için Belçika’nın film dekorunu andıran mükemmellikteki küçük şehrine gönderilen ikili kendi aralarında konuşuyorlar:

“Bruges nedir?”

“Belçika’da.”

Bruges güzel ama Belçika’da olmasa pek kimsenin umursamayacağı bir şehir. Avrupa’nın pek çok yerinde böyle Ortaçağ şehirleri var. Ama filmden önce bile Bruges’ın şöhreti sanki sadece Belçika gibi monoton bir yerde böylesi bir yer olmasından kaynaklanıyordu.

Belçika da Avrupa Birliği’nin resmi kurumlarını bünyesinde barındırmasa pek anlamlı olmayacak bir ülke. Hatta tek başına Avrupa’nın geri kalmışlığının bir anlamda simgesi bile olabilir. Gri, yaşlı, atıl. Dahası pahalı.

Yıllar içinde çeşitli nedenlerden dolayı Brüksel’e birden fazla gittim. Çoğu iş içindi, bazen aktarma yapmak ya da bir gün duraklamak için yolum düştü. Bir keresinde, evet filmin etkisiyle, Bruges’a gittim. Her seferinde burada-ne-işim-var duygusundan kurtulamadım.

Geçen hafta Avrupa-ABD arasındaki tarihi ortalık sarsılmak üzereyken Brüksel’deydim. Avrupa liderleri de Donald Trump’ın Grönland tehdidine karşı ne yapmaları gerektiğini tartışmak için Brüksel’de zirve düzenledi. Ama ben Elif Uras’ın Brüksel seramik fuarındaki işlerini görmek için oradaydım; Picasso’nun da seramiklerinin sergilendiği fuarı gezerken İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyadaki barış dengesini tutturan ittifak gitti geldi.

10 SENE BEKLEDİLER

Eurocrat’lar eminim uykusuz geceler geçirmiştir geçtiğimiz hafta boyunca. Ama Brüksel’in üzerindeki ölü toprağı pek kalkacak gibi görünmüyor. Trump’ın ilk kez seçilmesinin üzerinden 10 sene geçti halbuki. İlk döneminde ABD’yi ABD’den koparmak, NATO ve Birlemiş Milletler gibi kurumlarla bağını azaltmanın sinyallerini veriyordu. Regülasyon gibi çeşitli nedenlerden dolayı hiçbir zaman AB’ye güvenmiyordu zaten. AB’nin kendisine yeni bir rota çizmesi için tam 10 senesi vardı. Ama hiçbir şey yapmadılar.

Sanırım Avrupa Birliği ülkeleri de ABD’deki Demokrat Parti seçmeni gibi Trump’ı bir anomali, 250 yıllık ABD tarihinde bir parantez olarak görmeyi tercih ettiler. 2020’de pandeminin de etkisiyle Trump’ın tarihe gömüldüğünü, dünya düzeninin eskisi gibi devam edeceğini varsaydılar.

Halbuki asıl parantez Joe Biden’dı. Tek dönemlik başkanlığı boyunca ABD ve AB arasındaki ilişkileri yeniden inşa etmeye çalıştı. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ittifakın devam edeceğinin sinyalini verdi.

Savaşın bitiminden bu yana dünyanın hassas dengesi ABD’nin........

© Habertürk