menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye neyi koruyor?

61 0
04.07.2026

Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne üç gün kaldı. Bu alandaki ilk yazıda, Türkiye’nin niçin İttifak’ta yer alması gerektiğini ele almış; ikincisinde ise Türkiye’nin yerini ve NATO’nun ona ihtiyacını değerlendirmiştik.

Kendi payıma hangi cenahtan gelirse gelsin dış politikanın ve bu alandaki ittifak ve pozisyonların ideolojik bakış açılarına hapsedilmesinden, bu yönde ortaya çıkan bilgi kirliliğinden bıkmış durumdayım. Zirve sürecinde en büyük gayretim, bu dezenformasyonla mücadele etmek olacak.

NATO VE YENİ KÜRESEL DÜZEN

NATO, büyük ve önemli bir ittifak. Orada bulunmanın getirdiği fırsatları ve riskleri ele alıp tartışmak çok doğru bir yaklaşım. Ancak asıl önemli olan bu tartışmaların gerçekle bağının güçlü olması; sadece olup biteni değil, geleceği de doğru okuyacak nitelikte olması.

Önümüzdeki hafta Zirve’de ortaya çıkacak sonuç bildirgesi ve mesajlar üzerinden yeni bir dönemi anlama çabası içinde olacağız. Ancak şimdiden şunu söylemek mümkün: Burada NATO üzerinden tanımlanan değişim, aynı zamanda küresel ölçekte yeni düzen arayışının kodlarını da netleştirmeye başlayacak.

Kuşkusuz bu öncelikle bir güvenlik paradigması değişimi. Türkiye’nin Zirve’ye ev sahipliği yapmasının ötesinde öne çıkan rolü ise tam olarak burada şekillenmeye başlıyor. Giderek sıkça kullanılan bir ifadeyle, Türkiye’nin ‘güvenlik üreten bir ülke’ olduğunun altı çiziliyor. Doğru, fakat tek başına güçlü bir tanım değil. Bu konumda başka ülkeler de var.

Türkiye’yi onlardan ayıran özellik, sadece güvenlik üretmesi değil, yeni güvenlik paradigmasının inşasında kilit role sahip olması.

GÜVENLİĞİN YENİ BOYUTLARI

Soğuk Savaş Dönemi’nin güvenlik tanımında, öncelikle sınırlar vardı. Onları tanklarla,........

© Habertürk