menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önce HAK, Önce ADALET-2

22 0
27.04.2026

Geçen haftaki yazımızda haktan bahsetmiştik. Hakkın öneminden, kul hakkından ve hak yenmemesi gerektiğinden. Ya adalet! Ne kadar da uzak geliyor sesi ve nefesi değil mi? “Adalet haa!, o da ne ki kardeşim, kim kaybetmiş de biz bulacağız?” dediğinizi duyar gibiyim sanki…

Oysa adaleti asırlarca yeryüzünün önemli bir kısmına hâkim kılan iradenin özünde şu yatıyordu “Kudret; adil kullanıldığında iktidar, adaletsiz kullanıldığında zulümdür”. Bu hissiyatla hareket eden, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” diyen, kadıların önünde; azınlık mensubu ile padişahı birlikte diz çöktüren hassasiyet ruhlara hükmediyordu o zamanlarda. “Eskiye takılıp kalmamak lazım” diyenleri de duyar gibi oluyorum da, mâziden ibret almayanlar, ne hâli doğru okuyabilir ne de istikbâle doğru adımlarla ilerleyebilir diye düşünüyorum.

Daha dün, sohbetlerde, kaynak eserlerde, külliyatlarda “Güçlü olan haklı değildir, Haklı olan güçlüdür”, düsturunu konuşan, okuyan ve ilke edineceğini, hayatının her aşamasında hakkın mücadelesini; karşısındaki güç ve güçlü ne olursa olsun ve neye mal olursa olsun vereceğini söyleyenler vardı. Bunlardan bazıları, bugün maalesef Allah’ın (cc) emrettiği ve bütün hür vicdanların kabul ettiği adalet anlayışı yerine, bazen kendi çıkar ve heveslerine göre şekillendirdiği hak ve hukuk anlayışını, bazen de devleti kutsamakta, bunu yaparken de bütün insani ve İslami değerleri de ayaklar altına alabilmektedir. İşin en acı yanı da bundan rahatsız dahi olmayacak kadar vicdanları kararmış ve gözlerini de karartmış bulunabilmektedirler. Pragmatist ve Makyevelist bir düşünce yapısı, dünün idealist insanlarının, ülkü ve mefkûre sahibi insanlarının ruhlarını ele geçirmiş gibi sanki. Bugün Müslümanların hayallerini Rızay-ı İlahi’yi kazanabilmekten daha çok “iktidar ve güç” sahibi olabilmek süslüyor maalesef. Bu........

© Habername