menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçinde Yaşanılan Tasarım; Giyilebilir Mimarlık

12 0
29.09.2026

Mimarlık ve moda tasarımı birbirinden oldukça farklı iki disiplin gibi görünebilir fakat birbirini etkileyen prensiplere sahiptir. Mimari, insanların yaşadığı yapıları ve mekânları tasarlarken moda tasarımında doğrudan insan bedeninin üzerinde giysi mekân olarak çalışılır. Biraz daha yakından baktığımızda aralarındaki ilişkinin sandığımızdan çok daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Her iki disiplin için de aslında aynı sorunun farklı biçimlerine cevap aradıklarını görürüz: “İnsan ile çevresi arasındaki ilişki nasıl kurulmalı?”

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Bir mimar, insanın içinde hareket edeceği bir mekân tasarlarken; moda tasarımcısı, insanın üzerinde hareket eden bir mekânı tasarlar. Duvarların, kemerlerin, kolonların ve pencerelerin bir yapıya karakter kazandırması gibi; kumaş, dikiş, drape, kesim ve siluet de bir giysinin formunu oluşturur. Bu nedenle mimarlık ile moda tasarımı arasında bazı ortak prensiplerin olması şaşırtıcı değildir.

Bu etkileşimin izlerini geçmişten itibaren görmek mümkündür. Dönemin estetik anlayışı, mimari üslupları değiştirmiş; hem yapı biçimlerinde hem de giyim biçimlerinde kendini göstermiştir. Örneğin; Gotik dönem mimarisindeki sivri kemerler, dikey çizgiler ve gökyüzüne doğru yükselme fikri, giyim anlayışını da etkilemiş, uzun ve dikey siluetler oluşturulduğu görülmüştür. Daha sonra Art Nouveau ile ortaya çıkan binaların cephelerindeki kıvrımlı ve organik çizgiler, tekstil yüzeylerinde ve giysi tasarımlarında........

© Habererk