menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ergenekon’un ateşi mi, provokasyonun dumanı mı?

10 0
23.03.2026

​Dün takvimler 21 Mart’ı gösterirken, Türk dünyası binlerce yıllık geleneğiyle, Ergenekon’dan çıkışın ve baharın müjdecisi Nevruz’u selamladı. Ancak ne yazık ki 80’li yıllardan itibaren sistematik bir şekilde yürütülen "kültürel yağma" operasyonu, bu kadim Türk bayramını bir kez daha terör örgütünün gövde gösterisi ve etnik bölücülüğün yakıtı haline getirmeye çalıştı.

​Kültürel Hırsızlık: Ergenekon’dan "Newroz" İcadına

Nevruz, Türk Milleti için bir demir dövme ayini, bir varoluş destanıdır. Ancak on yıllardır bu kavramın içi boşaltılarak, terör örgütü ve uzantıları tarafından bir "direniş" sembolü gibi pazarlanıyor. Dün metrolarda, meydanlarda ve sosyal medya mecralarında tanık olduğumuz sahneler, bir bayram kutlamasından ziyade, Türk milletinin sinir uçlarına basmak için kurgulanmış birer provokasyon niteliğindeydi. Kamu huzurunu bozan, toplu taşıma araçlarını siyasi sloganlarla işgal eden ve adeta "devlet içinde devlet" provası yapan bu grupların cüreti, toplumun geniş kesimlerinde haklı bir öfke biriktiriyor.

Yargıda Çifte Standart: Muhalife Var, Provokatöre Yok mu?

Asıl can yakıcı olan ise adaletin kantarındaki dengesizlik. Bugün Türkiye’de attığı bir tweet, yazdığı bir yazı ya da ifade ettiği bir eleştiri nedeniyle sabahın köründe gözaltına alınan gazetecileri, muhalif siyasetçileri ve aydınları görüyoruz. Devletin "beka" hassasiyeti söz konusu olduğunda şahin kesilen yargı mekanizması, nedense şehrin göbeğinde terör güzellemesi yapan, toplumsal huzuru dinamitleyen ve açıkça bölücülük propagandası yürüten bu "sokak eylemcilerine" karşı bir hayli "müsamahakar" davranıyor.

​Hükümetin bu sessizliği ya da seçici adaleti, toplumda "iç cephe" dediğimiz o en hayati savunma hattının çatırdamasına neden oluyor. Vatandaş haklı olarak soruyor:

​"Kendi milli bayramına sahip çıkan Türk genci 'ırkçı' damgası yeme korkusuyla susarken, sokakları terörize edenlerin bu dokunulmazlığı nereden geliyor?"

​Kutuplaşmanın Kuru Gürültüsü ve Gerçek Tehlike

Nevruz kutlamalarını bir "kurtarılmış bölge" provasına dönüştürenlerin amacı bellidir: Toplumu etnik temelli bir kamplaşmaya itmek. Ancak bu provokatörlere yol veren, hukuku sadece "makbul vatandaş" veya "zararsız muhalif" üzerinde işleten anlayış, bu kutuplaşmanın asıl müsebbibidir. Sokaktaki provokasyona "demokratik hak" deyip, eleştirel kaleme "terör iltisakı" uydurmak, iç cepheyi güçlendirmez; aksine içten içe çürütür.

​Nevruz; ateşin üzerinden atlamak değil, o ateşle fitneyi yakmaktır. Eğer bugün sokaklarda Ergenekon’un demiri değil de bölücülüğün nifak tohumları dövülüyorsa ve buna sessiz kalınıyorsa, yarın o "iç cephede" güvenecek kimseyi bulamayabiliriz.

​Adalet, herkes için eşit işlediği gün Nevruz gerçek anlamda bayram olacaktır.


© Habererk