menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir müjdenin peşinde...

32 0
31.05.2026

İslâm’ın ilk yıllarıydı.

Son hak dinin Peygamberi, yeni bir ruhla donattığı sahabelerine ve Hicaz’da kurduğu devletine, müthiş bir hedef göstermişti…

“Kostantiniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden emir ne güzel emir, onu fetheden asker ne güzel askerdir.”

Kostantiniyye, Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti, Orta Çağ dünyasının kalbiydi…

Asya’nın diğer ucunda denizlerin birleşip, kıtaların yanak yanağa uzandığı uzak bir diyarda kurulmuştu.

Hem siyasi hem askerî hem de ticari bakımdan stratejik önemi vardı. Üstelik dört mevsimin birlikte yaşandığı mutedil bir iklime, verimli topraklara sahipti. Seyahatnamelerde övgüyle bahsediliyor, bir masal şehri tasviri yapılıyordu.

Hicaz çöllerinde kurulan avuç içi büyüklüğündeki yeni devlete çizilen hedef büyüktü ve İslâm’ın cihanşümul ilkelerini dünyanın öbür ucuna taşıma sorumluluğu yüklüyordu.

Fetih, bir beldeyi veya şehri geçirmek, kapılarını İslam’a açmak demekti ve İslam tarihinde iki yerde kullanılmıştı. Birinin kaynağı Kur’an, diğerinin hadisti. İslâm’ın merkezi ve kalbi olan Mekke’nin fethine Kur’an-ı Kerim’de işaret edilmiş, Peygamberin sözleriyle Kostantiniyye’nin fethi hedeflenmişti. Biri Allah’ın Peygamberine, diğeri Peygamberin ümmetine müjdesiydi.

Kostantiniyye’ye sahip olmanın sağlayacağı stratejik üstünlüğü görerek ümmetini yönlendiren Hz Peygamber’in bu müjdesi, kendisinden sonraki Müslüman hükümdarların en büyük hayali oldu. Bu hadisin ışığında akın akın Bizans başkentinin önlerine geldiler.

Dördü Emeviler, biri Abbasiler döneminde olmak üzere Arap orduları beş kez Kostantiniyye üzerine sefer düzenlediler. Bu seferlerin ikisinde surların önüne kadar gelip şehri muhasara ettiler.

İlk sefer düzenlendiğinde henüz Hicretin 34’üncü senesi, Miladi takvimle 655 yılıydı. Ordu, Kostantin’in surlarına........

© Haber7