menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En iyi savunma hücum mu?

31 0
07.05.2026

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin yeni stratejini kamuoyu ile paylaştı. “Futbolda olduğu gibi en iyi savunma hücumdur” sözleriyle… Sahaya çıkacak, sandığı getirecek, ıslak imzalı tutanaklarla döneceklermiş…

Siyasettir, elbette böyle bir düşünceleri varsa gereğini yapacaklardır. Ancak, burada söz konusu olan, kazandıkları “ıslak imzalı” tutanaklarla tespit edilen, sandıktan çıkan sonuçlar neticesinde görev ve yetki üstlenen arkadaşları hakkında görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve yozlaşma iddiaları ile açılan davalardır.

Bunlar da meydanlarda değil, mahkemede, yargıda ancak savunma hakkı kullanılmak suretiyle aydınlatılır…

Özel’in “en iyi savunma hücumdur” ifadesi, siyasal iletişim teorisi açısından incelendiğinde, klasik bir agresif çerçeveleme ve gündem saptırma stratejisinin tezahürü olarak okunabilir.

Ancak bu tür bir yaklaşımın, özellikle yolsuzluk ve yozlaşma iddiaları gibi yüksek kamusal hassasiyet taşıyan konular söz konusu olduğunda, demokratik normlarla olan gerilimi oldukça belirgindir.

Burada mesele bir siyasi liderin retorik tercihi olmaktan ziyade hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik ve kurumsal güven zeminine etkisinin nasıl olacağıdır...

Modern demokrasilerde siyasal aktörlerin meşruiyeti seçim kazanma kapasitesine ek olarak sürekli denetlenebilirlik ve şeffaflık ilkelerine ne ölçüde riayet ettikleriyle ölçülür.

Bu çerçevede, kendisine yöneltilen iddialar karşısında doğrudan, somut ve doğrulanabilir cevaplar üretmek yerine söylemsel bir karşı saldırıya yönelmek, siyasal sorumluluğun reddidir.

Bu durum, siyaset bilimi literatüründe hesap verebilirlik açığı olarak tanımlanan sorunu derinleştirir. Çünkü kamuoyu, iddiaların içeriğine ilişkin bilgi edinmek yerine, aktörler arası polemikle meşgul edilir.

Bu noktada hukukun üstünlüğü kavramı daha da kritik hale gelir. Hukukun üstünlüğü, yargı organlarının bağımsızlığı ile birlikte siyasal elitlerin hukuki süreçlere gölge düşürmeyecek bir söylem disiplinine sahip olmasıyla da ilgilidir.

Eğer siyasal aktörler, haklarında ortaya atılan iddiaları açıklığa kavuşturmak yerine, tartışmayı başka yerlere yönlendirirse, bu durum dolaylı biçimde yargısal........

© Haber7