Yardımlaşmanın / iyiliğin gölgesi: İstismar
Yardımlaşma ve dayanışma, toplumsal bağların temelini oluşturan insani değerlerdendir. İnsanın var oluşundan bu yana süregelen bu anlayış, bireysel çıkarları geri plana atarak toplumsal sorumluluk bilincini geliştirir. Zor zamanlarda gösterilen destek ve yardım, insan olmanın gerektirdiği temel bir değerdir. Bu bakımdan yardımlaşma, toplumu bir arada tutan çimento işlevi görür.
Türk toplumunda çoğu zaman hafife aldığımız, "şöyle böyle" diye küçümsediğimiz o çocuklar, o gençler; Maraş-Hatay-depreminde sabahlara kadar, kendilerinden geçercesine çalıştılar. Enkaz altındaki bir hayata dokunabilmek, bir umuda ortak olabilmek için didindiler. Bu durumu yalnızca bu depremde değil, yaşadığımız her afette benzer şekilde görüyoruz. İşte bu, toplumumuzun en güzel, en umut veren yüzüdür.
Ülkemizin bir deprem kuşağı üzerinde bulunması, afetlere hazırlıklı olmayı yalnızca sivil toplum kuruluşlarına bırakılamayacak, devlet eliyle de yürütülmesi gereken bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu bilinçle devlet, AFAD gibi kurumları hayata geçirmiştir. Bununla birlikte STK'ların önemi de asla göz ardı edilemez; çünkü onlar, halka daha hızlı ve daha geniş çapta ulaşabilme becerisiyle afet yönetiminde vazgeçilmez bir rol üstlenmektedirler. Ne var ki ülkemizde hemen her konuda olduğu gibi, bu alanda da bir ayrışmanın gölgesi düşmektedir. Bu tür afetler söz konusu olduğunda, kimi kurum ve kuruluşlar göklere çıkarılırken, kimileri ise adeta yerin dibine sokulmaktadır. Oysa afet gibi bir milli mesele, bu tür ayrıştırıcı bakış açılarının çok üzerinde ele alınmalıdır.
Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli husus şudur: Ülkemizde bu tür tartışmalar gündeme geldiğinde, asıl sorumlu olan hırsızlar ve istismarcılar yerine çoğu zaman kurumların kendisi hedef alınmaktadır. Bu durum, söz konusu kurumlara ciddi zararlar vermekte; daha da önemlisi, toplumun bu kurumlara duyduğu güveni derinden sarsmaktadır.
Ne var ki bu acı tablonun yalnızca buraya kadar uzanmadığını da vurgulamak gerekir. Faturanın belki de en yürek sızlatan boyutu şudur: O köklü ve değerli kavramlar istismar edilerek özünden koparılmakta, içi........
