Bir zamane dini olarak futbol!
Bu meseleye dair epey bir zamandan beridir yazmak istiyordum fakat güncel hadiseler mütemadiyen ertelememe sebep oldu.
Geçtiğimiz haftalarda yaşanan aşırılıklar, bende bu hususu gündeme almanın artık şart olduğu kanaati oluşturdu ki, bu yazı o kanaatin neticesidir.
Yazının hemen başında şu noktaya bahusus dikkat çekmek isterim.
Yazımız, herhangi bir takımı değil topyekûn futbol olgusunu teşrih masasına yatırma maksadına matuftur.
Ne demek bu?
Şu demek…
Herhangi bir takım taraftarı, yazıda bahsi edilen sakatlığı kendi takımıyla özdeşleştirmesin ve bunun ayniyle başka bir takım için de geçerli olduğunu aklından çıkarmasın.
Yani derdimiz, şu ya da bu takımı eleştirmek değil, futbol nedeniyle toplumun düştüğü ahlaki zaafa dikkat çekmektir.
Gelelim mülahazamıza…
Futbol müsabakalarının tehdit ettiği ve hatta önemli ölçüde devre dışı bıraktığı en büyük insani haslet, ne acıdır ki, “adalet” olgusu olmuştur hep.
Buna dair değil yüzlerce, binlerce örnek vermek mümkün lakin yukarıda da altını çizdiğimiz gibi, maksadımız takımlar üzerinden örnek verip bir polemik başlatmak değil, bilakis herkesi kuşatan bir faciaya projektör tutmak olduğundan, genel geçer örneklerle yetineceğiz…
En dikkat çekici ve kapsayıcı örnek, hakem kararlarıyla ilgili olarak farklı takım taraftarlarının sergiledikleri çelişik ve tutarsız yaklaşımlar olsa gerektir.
Bu husus şöyle tezahür ediyor genel olarak…
Söz gelimi bir hafta, tuttuğu takım aleyhine yapılan hakem hatasını yerden yere vuran şahıs, bir sonraki hafta, rakip takım aleyhine yapılan benzer bir hatayı, “çok yerinde bir karar” diyerek savunabilmekte ve bundan hiçbir şekilde rahatsızlık duymamaktadır.
Açık söylemek gerekirse bu hal facianın ta kendisidir.
Neden mi?
Kişi, hiç farkında olmadan adalet duygusunu taraftarlık marazına kurban vermekte tereddüt........
