Bayramı şekere indirgeyen zavallılığa dair…
Kutsiyeti ayetle müseccel ramazan ayı bugün itibariyle nihayete eriyor.
Bu mübarek ayda müminler her manada kendini yenileme fırsatı buldu lakin, yeryüzü zalimleri de ahlaksızca ve alçakça kan dökmeye devam etti.
Bu içler acısı hal, maalesef 100 yıldan fazladır devam edegelen bir bahtsızlık.
Bu karmaşık ruh hali ile yarın bayramı idrak edeceğiz kısmetse.
Gâvurların İslâm beldelerini yakıp yıktığı bir vasatta içerideki işbirlikçiler de bizim medeniyetimizin değerler dünyasına habire saldırılar tertipleyip durmadalar ne yazık ki...
İşte bu hususa dair bir bayram mülahazası…
İlkokul iki ya da üçüncü sınıftaydım.
Türkçe ders kitabındaki ‘Şeker Bayramı’ konulu bir okuma parçasında, tam anlamıyla olmasa da bildiğimiz bayramlara benzer bir bayramdan söz ediliyordu.
Yazının başına da dedesinin elini öpen bir çocuk, dedenin koltuğunun hemen arkasında ayakta duran bir bay ve elindeki şeker tabağıyla dedeye şeker ikram eden bir bayandan müteşekkil sosyetik bir aile resmi konulmuştu.
Ama bir tuhaflık vardı o okuma parçasında ve resimde…
Bir kere çocuk bana hiç benzemiyordu. (Yahut ben o çocuğa hiç benzemiyordum).
Hele sakalsız ve bıyıksız dedenin, benim dedemle........
