Korkusunu yenenleri kim mağlup edebilir?
Hayatın gerçekleri her zaman savaşın gerçeklerinin önündedir. Savaş, haklı gerekçeler ortaya çıkınca kutsallık kazanır. Oysa hayatın kutsallığı, nefes almaya başlar başlamaz yürürlüğe girer…
Hayatı okuyamayanlar savaşı okuyabilir mi?
Gözümüzün önünde korkunç bir yıkım gerçekleşiyor. Bombalar havada uçuşuyor, insanlar ölüyor ve tabiat hunharca tahrip ediliyor. Tehditler tehditleri kovalayıp zafer naraları atılırken aslında olan, Ortadoğu’nun geleceğinin çalınmasından ve çocukların körpe umutlarının ellerinden alınmasından başkası değil.
Günün sonunda milyonlarca masum çocuğun hayatının, özgürce yaşamanın ne olduğuna dair ufacık bir fikri dahi olmayan sığır çobanları tarafından çalınması ne kadar acı!
En büyük zafer, insanın kendi korkularını yenmesidir.
Korkularını yenenleri belki öldürebilir, ülkelerini bombalayabilir, binalarını yerle bir edebilir, alt yapılarını çökertebilirsiniz ama onları dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olsanız bile asla mağlup edemezsiniz.
Her şey gibi hayatın da bir bilgeliği var zira…
Hayat bilgesi olan soylu insanlar, en büyük korkunun evvela zihinlerde oluştuğunu, işgalin en önce kalplerde başladığını ve savaşın en önce yürekte kaybedilmeye başlandığını çok iyi bilirler. Onlar, kendilerine emanet edilen ömrü insan tabiatının bitmemiş ve hiç bitmeyecek savaşların bozkırı olduğunun farkında olarak geçirir ve bu büyük bilgeliğin ışığında yaşarlar. Bu gerçek hayat kahramanları, içerde cereyan eden bu çetin savaşı kazanmadan dışarıda hiçbir zafer elde edilmeyeceğini bizzat tecrübe ederek öğrenir ve adeta yenilmezlik zırhına sahip olurlar.
Firdevsî, Hafız, Ömer Hayyam ve Sadi-i Şirazi gibi dünyanın en büyük hikmet şairlerini yetiştirmiş taşı toprağı tarih kokan ve irfan tüten bereket yüklü topraklardan bahsediyorum…
Şimdi… Hemen her konuşmasında, kendi içinde cereyan etmekte olan savaşın bütün cephelerinde nefsine mağlup olduğunu tüm dünyaya ilan etmekle nam salmış ABD Başkanı Trump çıkıyor........
