“Eyvah iş bu defa ciddi” korkusu
Terörsüz Türkiye/Terörsüz Bölge projesiyle alakalı yeni haberlerimiz var.
Aktaracağım haberler, konjektürel bir takım problemlere, ‘huzursuzluk’ içindeki kesimlerin (iç/dış) negatif yönde etki etme girişimlerine rağmen, sürecin Türkiye’nin perspektifine ve lehine ilerlemekte olduğuna işaret eden haberler.
İçeride daha çok siyasi arenada ortaya çıkan bir takım tartışmalara rağmen “Sürecin özüne taalluk eden bir tahribat” oluşmadı.
Yani bisikletin pedali dönmeye devam ediyor.
SDG’NİN ŞAM’A ENTEGRE OLMASI YÖNÜNDE SOMUT ADIMLAR BEKLENİYOR
SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta varılan (Ahmet Şara ile Mazlum Kobani’nin o tarihte Şam’da bir araya gelip yaptıkları anlaşma) ve bu yılın sonuna kadar süresi bulunan mutabakat anlaşmasının uygulamasına dönük SDG cephesinde bir direnç, bir ayak sürüme durumu olduğu biliniyordu.
Yeni haber şu:
O direnç önemli ölçüde kırıldı ve ‘Haftalar içerisinde’ o mutabakatın uygulamasına dönük yeni bir takım adımların atılması bekleniyor.
Nedir o adımlar?
Özellikle iki önemli adımdan söz edebilirim:
1-Gümrük kapılarının Şam yönetimine devri.
2-Petrol bölgelerinin devri.
Bunun dışında SDG’nin Suriye ordusuna entegre olması, yerel yönetimlerde ise polis gücü gibi unsurların Kürtlerin çoğunluk olduğu yerlerde Kürtlerde olması gibi bir takım konularda mutabakatlar var.
(Esasen, 10 Mart mutabakatının maddelerine bakıldığında, Suriye Kürtlerinin hem diğer bütün kesimlerle eşit haklara sahip olmaları, hem de yönetime etkin şekilde katılmaları, ortak olmaları anlamında güçlü güvenceler de veriyor)
ANKARA ABD’Yİ ‘EPEYCE’ YANINA ÇEKTİ
Suriye sahasındaki düğümün nasıl çözülebileceğine dair kafa yoranlar için en kestirme yolu buraya not düşeyim.
Muhataplık anlamında aslında bütün yollar ABD’ye çıkıyor.
Neden derseniz, SDG dediğimiz........
