Kalabalık olmak doğru olmak değildir
Modern karar süreçlerinde yaygın fakat çoğu zaman sorgulanmayan bir varsayım vardır: Karara katılan kişi sayısı arttıkça kararın kalitesi de artar. Kurul, komisyon, jüri, heyet gibi yapılar yalnızca idari araçlar değildir; aynı zamanda epistemik bir güven üretir. Bir kararın tek bir kişi yerine bir grup tarafından alınmış olması, onun daha dengeli, daha hatasız ve daha rasyonel olduğu izlenimini doğurur.
Bu varsayımın arkasındaki örtük akıl yürütme basittir: Birden fazla zihnin katkısı bireysel yanlılıkları telafi eder, farklı perspektifler hataları törpüler, kolektif değerlendirme daha sağlam sonuç verir.
Ancak sosyal psikoloji ve karar literatürü bu ilişkiyi otomatik kabul etmez. Kişi sayısının artması ile karar kalitesinin artması arasında genel ve yapısal bir yasa yoktur. Aksine, birçok problem türünde epistemik doğruluk, yoğunlaşmış ve dağılmamış muhakemeye daha yakındır.
Burada kritik ayrım şudur: Grup kararın sosyal meşruiyetini artırabilir; fakat epistemik doğruluğunu artıracağı varsayımı test edilmesi gereken bir iddiadır.
ORTALAMA ZİRVEYİ GEÇEMEZ
Grup kararlarının üstünlüğü tartışılırken çoğu zaman gözden kaçan basit bir nokta vardır: Bir grubun ortalama performansı, grubun içindeki en yüksek bireysel performansı aşamaz.
Eğer bir problem tek ve doğru bir çözüme sahipse ve grupta bu doğru cevabı bilen bir kişi varsa, teorik olarak en iyi sonuç o kişinin kararını takip etmekle elde edilir. Ortalama görüş, tanım gereği zirveyi geçemez; en fazla ona yaklaşabilir.
Bu yalnızca sezgisel bir iddia değildir; performans araştırmaları ve karar kuramı açısından da temel bir ilkedir. Eğer doğruluk yüksek bilişsel tutarlılık ve yoğunlaşmış dikkat gerektiriyorsa, dağıtılmış karar süreci epistemik olarak avantajlı değildir.
Elbette “Grup farklı bilgi parçalarını birleştirerek daha iyi sonuca ulaşamaz mı?” itirazı gelebilir. Ancak bunun için iki koşul gerekir: Bilgi gerçekten dağılmış ve tamamlayıcı olmalı; ayrıca bu bilgi etkili biçimde paylaşılmalı ve karar sürecinde ağırlık kazanmalıdır. Literatür tam bu noktada temkinlidir. Deneysel çalışmalar, grupların çoğu zaman benzersiz bilgiyi değil, üyelerin ortak olarak bildiği bilgileri daha fazla tartıştığını göstermektedir. “Ortak bilgi yanlılığı” olarak adlandırılan bu eğilim, grubun potansiyel üstünlüğünü ciddi biçimde sınırlar.
Yüksek dikkat, tutarlılık ve derin analiz gerektiren görevlerde grup performansı çoğu zaman en tutarlı bireysel........
