menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtulmuş: Tekrar başa dönülürse sonrası çok zor

36 0
15.04.2026

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, 15-19 Nisan tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152’nci Genel Kurulu öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul’da yapılacak PAB 152’nci Genel Kurul’u, PAB’ın şimdiye kadar yaptığı toplantılardaki katılımın yüzde 35 daha fazlası. Yani çok yüksek. Toplam 2420 kayıt var. 155 delegasyon kayıt yaptırmış. 77 meclis başkanı, 800 milletvekili var dünya parlamentolarından. Çok çok üst düzey bir katılım. İnşallah Türkiye'nin tanıtılması bakımından da etkili bir organizasyon olacak. İstanbul zaten başlı başına bir marka.

Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu toplantısının ikincisini yapacağız. Geçen yıl ilki İstanbul’da yapılmıştı. 14 ülkeyle başlamıştı, herhalde ikinci toplantıda 30’u aşacaktır.

Ayrıca TÜRKPA’nın bir yan etkinliği olacak. Azerbaycan'ın öncülük ettiği Bağlantısızlar Hareketi toplantısı da olacak. Genel Kurul marjında Kadın ve Genç parlamenterlerin ayrı ayrı toplantıları gerçekleşecek.

Genel Kurul’un teması, “Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek” olacak.

Katılımın Yüksekliğini Neye Bağlıyorsunuz?

İçinde bulunduğumuz dönem türbülansların yaşandığı bir dönem. Barışın sağlanması, parlamenter diplomasinin daha aktif şekilde kullanılması talebi gibi birçok konu üst üste geldi. Bir de İstanbul, tüm bu gelişmeler için çok merkezi bir yer.

Endişemiz, eğer savaş sürseydi özellikle bölgemizden ve Asya'dan gelen olmazdı. Ateşkesin varlığı bizim için bir avantaj.

Katılımın yüksek olmasında Türkiye'nin barış konusunda dünyada üstlendiği rolün de bir etkisi var mı?

Şüphesiz. Bu savaşta Türkiye çok iyi bir yerde durdu. Hem açıkça Amerika ve İsrail'in saldırganlığını telin etti hem de İran'ın savaşı yayma çabalarını doğru bulmadığını ifade etti. Bu, tabii ki uluslararası camiada karşılık buluyor.

Hiçbir zaman İran'ı doğrudan suçlayan tutum içerisinde olmadık, o da herkesin dikkatini çekiyor.

SORU: Arap ülkelerinin zarar görmemesi hususunda Türkiye’nin tavrı da etkili oldu. Suudi Arabistan'da Türkiye'ye yönelik çok olumlu bir hava esiyor.

Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin ve Ürdün’ün Ankara büyükelçileriyle Meclis’te bir araya geldik. Uzun ve verimli bir görüşme oldu. Temel mesele, bölgedeki savaşın bir Sünni-Şii savaşına dönmesini engellemekti. Türkiye'nin en temel önceliği bu.

SORU: Sosyal medyada bu konuda da yazan çizenler oldu.

Yanlış yapıyorlar. Mezhep meselesi üzerinden bu işi kaşımak yanlış. Bu, Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur. Hele böyle bir hassas ortamda… Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bu konuda çok dikkatli davranıyoruz. Cumhurbaşkanımızın duruşu, bizlerin duruşu… Hep birlikte doğru bir yerde duruyoruz. Bu konu en hassas nokta.

SORU: Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin büyükelçileriyle görüşmede neler ele alındı.

İran bu kadar füze attı, bunların çoğu bölge ülkelerine de düştü. Özellikle Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar. Ama sonuçta bu mezhep meselesini bölge ülkeleri büyükelçilerine anlattığımda dedim ki; “arkadaşlar o zaman peki Netanyahu hangi mezhepten?” Meseleye eğer mezhep perspektifinden bakarsak buradan çıkış yok. Mesele; Sünni, Şii halkların da aleyhine olan bir süreç. Bu süreci durdurmanın yolu, kendi aramızdaki farklılıklarımızı çözebilecek kapasiteye ulaşmaktır. Bunu gerçekleştirebilirsek bu yapılan fitne fücurun hiçbir etkisi olmaz. Bunu anlatmaya devam etmek lazım.

SORU: Amerika'ya karşı bir tepkileri oluşmuş mu? Bundan sonraki süreci gözden geçirme gibi bir konu konuşuldu mu acaba?

Yok onları açık söyleyemiyorlar ama yani hepsinin zihninin altında, yöneticilerin de zihinlerinin altında “Amerika bizi artık koruyamıyor” duygusunun yerleşmeye başladığını görüyorum. Katar'daki heyeti vurduklarında söylemiştim, aslında doğrudan Amerika'ya dediler ki “sen kaç para alırsan al, ne kadar servetin üstünde oturursan otur bu Arap ülkelerini biz istemezsek koruyamazsın.” Arap ülkelerin liderlerinin de bu mesajı aldığı çok açık.

SORU: Türkiye, Mısır, Pakistan tarafından ateşkese yönelik diplomatik süreç yürütülüyor. Buradan bir şey çıkabilir mi? Suudi Arabistan'ın da buna katılabileceği ifade ediliyor.

15 gün kadar her iki taraf da anlaşmışken tekrar başa döneceklerini zannetmiyorum. Tekrar başa dönülürse sonrası çok zor.

SORU: Bir daha silahlı çatışmaya dönülmez değil mi?

Olabilir, ama bu öyle bir nokta ki; meseleyi bir dünya savaşına kadar götürebilir. Onun için karşılıklı böyle birtakım ufak tefek saldırılar olsa bile topyekun bir savaşa döndüreceklerini zannetmiyorum. Burada oyunbozanlık yapan; İsrail.

SORU: Peki onu kim durduracak? Yani Netanyahu veya İsrail'i kim durdurur? Hangi güç, hangi aktör?

Şu anda tek başına hiçbir aktör durduramaz.  Bizatihi kendisi durmak zorunda kalacak. İçerideki muhalefet, Netanyahu ile ilgili mahkemeler, uluslararası baskı, Uluslararası Adalet Divanı'nın, ceza mahkemelerinin ortaya koyacağı baskı. Amerika'da da İsrail aleyhine başlamış olan bu hava.

Bizim hep söylediğimiz, Siyonizm'in gücü; İsrail'deki, birkaç milyon insandan ibaret değil. Siyonizmin gücü dünya ölçeğinde büyük bir ağa sahip olmasıdır. Bu ağ çok büyük bir zarar gördü savaşta. Özellikle büyük ülkelerde, Amerika'da, Avrupa'daki ülkelerde İsrail karşıtı bir havanın büyüdüğünü görüyoruz. Ne kadar etkili? Henüz siyasi olarak sonuç alabilecek noktada olmayabilir. Ama kum saati İsrail için de çalışmaya başlamıştır.

SORU: Niye Türkiye'ye yöneldi? Yani Netanyahu İran'la savaşıyor, müzakereyi vuruyor ama gelip Cumhurbaşkanına ve Türkiye'ye yöneliyor.

Türkiye'nin gücünü, Cumhurbaşkanımızın dirayetini görüyor.

SORU: Türkiye Kürtleri vuruyor falan diyor.

Yani öyle bir durumun olmadığını biliyorlar. Bölgemizde bir barışın sağlanacak olması siyonist lobiyi zorluyor. Buradan büyük bir üzüntü duydukları aşikâr.

SORU: Son görüşmemizde, bayramdan sonra Mecliste demokratikleşme ve Terörsüz Türkiye yasaları görüşülmeye başlar demiştiniz ama görüşmeye başlanmadı. Bu gecikme niye oldu ve ne zaman görüşmeye başlar?

Önce partilerin kendi hazırlıklarını bitirmesi lazım. Herkesin hazırlığı var. Bunu biraz daha netleştirmek lazım. Buradaki esas mesele; örgütün tamamen silah bırakması ve tasfiye sürecinin daha görünür hale gelmesidir.

SORU: Vaziyet ne şu an. Silah bırakma askıya mı alındı, gecikti mi?

Evet, bir gecikme var tabi. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz konuyu takip ediyor. Öncelikle sürecin en azından tatminkar düzeyde sürdürüldüğünün görülmesi lazım.

SORU: Ne........

© Haber7