Şiddet ve öğretmenin statüsü
Eskiden çocuk okula verilirken öğretmene “eti senin kemiği benim” denirmiş. Uzunca bir süre “ister çocuk olsun ister yetişkin insanın etinin de kemiğinin de kendisine ait olduğunu” anlatmaya çalıştık. Okullarımızda “dayak yolu ile eğitim” gibi bir garabet vardı ve bunun önüne geçmeye çalışıyorduk.
Garabet diyorum çünkü, dayak yolu ile eğitim mümkün değil; en fazla disiplin sağlanabilir, o da çok kısa bir süreliğine. Çocuğa yönelik fiziksel veya psikolojik şiddet genellikle arzu edilenin tam tersi sonuçlar doğurur. İyi bir eğitim sisteminin en kuvvetli sütunu sevgi olmak zorundadır.
Bu konudaki çabamız başarılı oldu. Okullarımızda dayağın ve şiddetin yeri olamaz dedik, öğretmenlerimizi bilinçlendirdik, öğrenciyi koruyan gayet net kurallar koyduk.
Lakin gelin görün ki okullardaki şiddetin önüne geçemedik. Çünkü öğretmen dayağından çok daha büyük iki sorunla karşı karşıya kaldık: Biri akran zorbalığı, diğeri ise öğretmene yönelik şiddet.
Her gün bir yenisini duyduğumuz, yaş ve cinsiyet tanımayan akran zorbalığı sonunda okuldaki silahlı saldırılara kadar gelip dayandı. Çok yazdık, çok tartıştık, umuyoruz ki yeni düzenlemeler bu tip olayların yaşanmasını engeller.
Öğretmene yönelik şiddet ise genellikle........
