menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Parlamenter diplomasi: Parlamentolar arası birlik toplantısı

18 0
14.04.2026

İran ile ABD-İsrail koalisyonu arasında patlak veren bu kanlı savaş, 28 Şubat’tan bu yana kırk günü aşkın süredir Orta Doğu’yu adeta bir savaş coğrafyasına dönüştürmüş durumdadır. Bununla eşzamanlı olarak İsrail, Gazze’de yıllardır sürdürdüğü yıkıcı politikalarını kesintisiz biçimde devam ettirmektedir. Tam da böylesi bir yangın yerinde Türkiye, kritik bir misyon üstlenmektedir: Dünya parlamentolarının çatı kuruluşu olan Parlamentolar Arası Birlik’in (PAB) 152. Genel Kurulu, 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Bu gelişme, rastlantısal değil; tarihsel ve siyasal sorumluluğun somut bir tezahürüdür.

Tarihsel bir perspektifle bakıldığında Türkiye’nin PAB Genel Kurulu’na ev sahipliği yapması yeni değildir. 1934, 1951 ve 1996 yıllarının ardından bu toplantı dördüncü kez Türkiye’de düzenlenmektedir. Ancak bu kez durum köklü biçimde farklıdır. Zira günümüzde yalnızca bölgesel dengeler değil, küresel düzenin kendisi sarsılmaktadır. 1996’da Soğuk Savaş sona ermiş, dünya “tarihin sonu” anlatılarının cazibesine kapılmıştı. 1934’te ise Milletler Cemiyeti henüz işlevini tamamen yitirmemişti. Bugün ise çok taraflı uluslararası sistemin taşıyıcı kolonları çatırdamaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi işlevsizleşmiş; uluslararası hukuk, silahlı güçlerin ilerleyişi karşısında etkisiz bir normatif çerçeveye indirgenmiştir. Bu koşullar altında 183 ülkenin parlamentolarını aynı çatı altında buluşturabilmek, artık yalnızca diplomatik bir prestij değil, varoluşsal bir anlam taşımaktadır.

Gazze’de binlerce masum çocuğun hayatını kaybettiği; İran’da okulların hedef alındığı bir ortamda, PAB 152. Genel Kurulu’nun “Gelecek nesiller için umut” teması, son derece çarpıcı bir anlam kazanmaktadır. Bu tema, katılımcıları protokol konuşmalarının sınırlarını aşmaya, ahlaki ve siyasi sorumlulukla yüzleşmeye çağırmaktadır. Bu çağrıyı ciddiye almak ise ev sahibi Türkiye açısından bir tercih değil, zorunluluktur.

Toplantının İstanbul’da düzenlenmesi, yalnızca lojistik bir tercih değil; sembolik ve stratejik bir mesajdır. İstanbul, tarih boyunca Doğu ile Batı’nın, farklı medeniyetlerin, ticaret yollarının ve........

© Haber7