menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Libya'da Her Yol Ankara'ya Çıkıyor

8 0
previous day

Libya yeniden gündemin üst sıralarına tırmandı. Bu kez sahneye çıkan aktör, uzun süredir dosyayı ikinci plana atmış görünen Amerika Birleşik Devletleri. Washington'ın Afrika Özel Temsilcisi eliyle yürüttüğü temaslar, Trablus'taki Ulusal Birlik Hükümeti ile Bingazi merkezli doğu yönetimini aynı anda kucaklayan bir "büyük uzlaşı" senaryosunun zeminini döşemeye çalışıyor. Donmuş milyarlarca dolarlık varlık, yeni petrol arama ruhsatları ve iki güçlü ailenin enerji gelirlerini paylaşma ihtimali, Amerikan ilgisinin neden bu kadar arttığını açıklıyor. Kâğıt üzerinde tablo nettir: ABD geliyor, iki başkenti de markaja alıyor, Libya'nın geleceğini Washington masasında yeniden tasarlıyor.

Ne var ki kâğıt üzerindeki tablo ile sahadaki gerçek birbirinden farklı. Çünkü Trablus'ta da, Bingazi'de de bugün konuşulan, dinlenen, hesaba katılan aktör Türkiye'dir. Amerika kapıyı çalan misafir, Türkiye ise evin anahtarını elinde tutan ev sahibidir.

İki başkente birden uzanan tek el

Libya'nın 2011 sonrası hikâyesi, dış aktörlerin "kendi adamını" seçtiği bir vekâlet savaşı olarak okundu yıllarca. Rusya ve kısmen Fransa doğudaki Hafter'e yaslandı; Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri aynı cepheyi destekledi. Trablus ise uluslararası meşruiyetin adresi olarak kaldı. Bu denklemde Türkiye'nin tercihi baştan belliydi: 2019'da Hafter güçlerinin başkenti ele geçirme harekâtı, Ankara'nın askeri desteğiyle durduruldu. Trablus hükümetinin bugün ayakta olması, doğrudan o müdahaleye borçludur.

Asıl dikkat çekici olan, bundan sonrasıdır. Pek çok ülke Libya'da bir tarafı seçip diğerini düşman ilan ederken, Türkiye tam tersini yaptı. Batıdaki müttefikliğini korurken, bir zamanlar karşısında savaştığı doğu cephesiyle de kanal açtı. Hafter'in oğlu ve Libya Ulusal Ordusu komutan yardımcısı Saddam Hafter'in son dönemde Ankara'yı defalarca ziyaret etmesi, bu açılımın en somut göstergesidir. Geçmişte parlamentoda Türkiye karşıtlığıyla bilinen isimler dahi Ankara'ya gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştü. Bingazi'de Türk şirketleri stadyumdan konuta, altyapıdan yeniden inşaya uzanan projelere girdi. TİKA, yıllardır faal olduğu Trablus'un yanına 2026'da Bingazi koordinasyon ofisini ekledi. Türk savaş gemilerinin Bingazi limanında demir attığı, bir Türk korvetinin doğu sahillerinde tatbikat yaptığı bir tabloya geldik.

Bu, sıradan bir diplomatik nezaket değil. Bu, Libya'nın iki ayrı yakasında da kalıcı kök salmaktır. Ve bugün gelinen noktada Libyalı tarafları aynı masaya oturtabilen, ikisiyle de aynı dili konuşabilen başka bir dış güç yok. Trablus Üniversitesi'nden Bingazi'nin yayın organlarına kadar farklı çevrelerin ortak teşhisi şu: Türkiye, "herkesle konuşabilen tek aktör" haline geldi.

Kalın liderliğindeki MİT'in kilit rolü

Bu çok kanallı diplomasinin görünmeyen ama belirleyici ayağı istihbarat hattıdır. İbrahim Kalın liderliğindeki MİT, Libya denkleminde klasik bir istihbarat servisinin ötesinde, fiilî bir diplomatik motor işlevi görüyor. Çünkü Libya gibi devlet kurumlarının parçalandığı, gücün milislere ve ailelere dağıldığı bir coğrafyada, resmî dışişleri........

© Haber7