Mescidi Aksa’nın açılmasıyla sorun bitti mi?
Siyonist işgal hükümeti Kudüs’teki Mescidi Aksa’yı, İran’la savaşı bahane ederek “güvenlik” gerekçesiyle 40 gün kapalı tuttuktan sonra, 15 günlük geçici ateşkes sağlanmasının ertesi gününün sabahı yani 9 Nisan Perşembe sabahı yeniden ibadete açtı.
İşgal hükümetinin burada da sinsi bir taktiğe başvurduğunun dikkatten kaçmaması gerekir. Lübnan’ın ateşkese dahil olmadığı iddiasında bulunarak, ateşkesin ilan edildiği geceyi takip eden Çarşamba gününün akşamı Lübnan’a yönelik geniş çaplı saldırılar gerçekleştirdi ve korkunç bir katliam yaptı. Bu yüzden Arap dünyasında ve genel olarak İslam âleminde tansiyon yükseldi. İşgal rejimi de o akşam Kudüs’teki İslami Vakıflar İdaresi’ne, müteakip sabah namazında Mescidi Aksa’nın herhangi bir kısıtlama olmadan açılacağı bilgisi vererek bir bakıma bu işlemi, Lübnan’daki katliam karşısında yükselen tansiyonu düşürmenin ve havayı biraz yumuşatmanın aracı olarak değerlendirmeye çalıştı. İşgal rejimi bu tür taktiklere geçmişte de sıkça başvurmuştur.
O yüzden işgal rejiminin bu tür taktikleri karşısında dikkatli olmamız; saldırgan tutumu ve katliamlarına karşı keskin ve kesin tavrımızı muhafaza etmemiz gerekir.
İkinci olarak siyonist işgalciler akşamdan yaptıkları “herhangi bir kısıtlama olmadan Mescidi Aksa’nın ibadete açılacağı” yönündeki sözlerinde de........
