menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cemaatlere Yönelik Operasyonlar ve Düşündürdükleri

25 0
14.08.2026

Türkiye’de “İslami” kimlikle varlık gösteren birçok cemaat ve yapı, yıllar içinde kendi iç dinamiklerini, hiyerarşilerini ve menfaat ilişkilerini dinin maksadından uzaklaştıracak şekilde kurguladılar, ya da o hale dönüştüler. Bu yapıların çoğu, İslam’ın evrensel ilkelerini, ahlakını ve ümmet bilincini değil; elebaşlarının, şeyhlerinin veya lider kadrolarının kişisel otoritesini, maddi gücünü ve siyasi nüfuzunu merkeze alan bir işleyişe büründü. Özellikle son 25 yılda açılan geniş özgürlük alanını çok iyi kullandılar.

Bu nedenle Erdoğan’ın veya devletin bu yapılara yönelik operasyonlarını, yalnızca siyasi bir hamle olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve dinî bir arınma süreci olarak da değerlendirmek mümkündür. Bu operasyonlar, bir yandan devletin kendi hesaplarını güderken, diğer yandan kaderin tecelli edeceği bir zeminde hastalıklı oluşumların ya ıslah olmasını ya da tamamen tasfiye olmasını sağlayabilir. Sonuçta, bazı insanları ya da onların menfaatlerini değil Allah’ı ya da bir başka deyişle Allah’ın dinini merkeze alan sahih çizgide oluşumlara alan açılmasını umulur.

Biz temelde bir yaprağın bile Allah’ın ilmi ve iradesi olmadan düşmeyeceğine iman ederiz. Yaşanan hiçbir şey boşuna değildir. Allah’ın hükmü en büyük hikmetleri barındırır. Birtakım iddialarla İslami arenada boy gösteren kişi ve kurumlar, bu dinin temsiline soyundukları gibi, karşılığında görecekleri cefaya da hazırlıklı olmalıdırlar. Hele İslam adına bir sömürü düzeni oluşturanların, bu dinin sahibi tarafından düzenlerine çomak sokulacağından hiç kuşkuları olmamalıdır.

Cemaatlerin Emelleri ve İşleyişleri: İslam’dan Elebaşı Hizmetine Kayış

Birçok “İslami” cemaatin temel sorunu, dinî terminolojiyi ve kavramları kendi çıkarlarına göre yeniden yorumlamalarıdır. Tevhid, ihlas, teslimiyet, cemaat, biat gibi kavramlar, orijinal anlamlarından koparılarak liderin mutlak otoritesini meşrulaştıran araçlara dönüştürüldü. Cemaat mensuplarından beklenen, Kur’an ve Sünnet’e bağlılık değil, liderin sözüne, yönlendirmesine ve hatta kişisel menfaatlerine kayıtsız şartsız itaat oldu. Bu gibi bir yapı, zamanla bir sömürü mekanizmasına evrilir, mensupların maddi kaynakları, emekleri, sosyal ilişkileri ve hatta aile hayatları, elebaşlarının güç birikimine hizmet eder hâle gelir ki bunu birebir herkesin malumu FETÖ ile mücadele sürecinde yaşayarak öğrendik.

Bu durum, klasik tasavvufî veya cemaat geleneklerindeki “şeyh-mürid” ilişkisinin dejenere olmuş bir versiyonudur. Tasavvufun aslında amaç nefsin terbiyesi ve Allah’a yönelişken, buradaki yapılarda amaç liderin otoritesinin pekiştirilmesi ve cemaatin bir güç odağı olarak varlığını sürdürmesidir. Elde edilen nüfuz, eğitim kurumları, medya organları, ticari ağlar ve siyasi ilişkiler yoluyla daha da büyütülür. Böylece “İslami”........

© Haber Vakti