menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pierre Loti Daha Fazlasını Hak Ediyor

29 0
23.09.2026

Her şehrin hafızasında simgeleşmiş mekânlar vardır. Eyüpsultan için bu yerin adı hiç kuşkusuz Pierre Loti Tepesi’dir. Haliç’i kuşbakışı izleyen bu eşsiz nokta, yıllardır hem İstanbulluların hem de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğrak yeri olmayı sürdürüyor. Kimisi bir fincan kahve eşliğinde manzaranın tadını çıkarıyor, kimisi fotoğraf makinesine İstanbul’u sığdırmaya çalışıyor, kimisi ise tarihin izini sürüyor. Ben ise her ziyaretimde aynı soruyu kendime soruyorum: Pierre Loti gerçekten hak ettiği değeri görüyor mu? Bu tepenin hikâyesi de en az manzarası kadar etkileyici. Asıl adı Julien Viaud olan Fransız deniz subayı ve yazar Pierre Loti, 1876 yılında İstanbul’a geldiğinde en çok Eyüpsultan’ın manevi atmosferinden etkilenir. O yıllarda “Rabia Kadın Kahvesi” olarak bilinen mütevazı kahvede saatler geçirir, Haliç’i seyrederek notlarını alır ve İstanbul’u anlattığı eserlerinin önemli bölümlerini burada kaleme alır. Aradan geçen yıllar onun bu şehre duyduğu sevgiyi unutturmamış, tepe de bugün onun adıyla anılır olmuştur. Bu nedenle Pierre Loti yalnızca güzel bir manzaranın değil, İstanbul’a duyulan hayranlığın da sembolüdür.

Turizmin Kalbinde İhmal

    Ne yazık ki böylesine değerli bir miras, bugün hak ettiği özenle yönetilmiyor. Pierre Loti’ye çıkan herkes aynı eksikliklerle karşılaşıyor. Özellikle hafta sonları yaşanan yoğunluk, plansızlığın ve yetersiz yönetimin tüm yönleriyle hissedildiği bir tablo ortaya çıkarıyor. Her şeyden önce temizlik konusunda ciddi bir yetersizlik göze çarpıyor. Gün içerisinde oluşan çöpler uzun süre toplanmıyor, oturma alanları ve ortak kullanım noktaları günün ilerleyen saatlerinde bakımsız bir görünüme bürünüyor. İstanbul’un en önemli turizm merkezlerinden birine bu görüntü yakışmıyor. Dünyanın dört bir yanından........

© Haber Eyüp