KUSURSUZLUK PANAYIRI: VİTRİNLERİN ARKASINDAKİ HAKİKAT
Şöyle bir etrafıma, daha doğrusu elimizden düşürmediğimiz o camdan dünyaya bakıyorum; her yer, her an, her kare mutlak bir mutlulukla mühürlenmiş.
Herkes en şık haliyle başrolde, herkes hayatının en güzel mekanında, herkes bir "kusursuzluk" illüzyonunun içinde...
Bu manzara ilk bakışta iç açıcı, sevindirici görünebilir.
Ama kazın ayağı öyle değil.
Ruhumuzun derinlerinde bir yerlerde, bu steril sahnelerin bize ait olmadığını fısıldayan bir ses var.
Bizler, dijital dünyanın bu parıltılı meydanında sadece "en iyi" yanlarımızı sergileme telaşına düştük.
Kendimize ait birer müze kurduk ve oraya sadece parlatılmış anlarımızı yerleştirdik.
Soruyorum size; hangimiz hıçkıra hıçkıra ağlarken, gözyaşları yanaklarımızı yakarken "durun, beni bir de böyle çekin" dedik?
Ya da birileriyle en hararetli kavgaya tutuşmuşken, öfkemiz yüzümüzü hırpalarken o anı ölümsüzleştirmek istedik mi?........
