BOZUK MUSLUĞUN KULLANMA KILAVUZU
Bazı evlerde bozuk olduğu halde kullanılmaya devam edilen şeyler vardır. Mutfak dolabının kapağı tam kapanmaz; altına küçük bir kağıt sıkıştırılır. Musluk belli bir açıya getirildiğinde damlatmayı keser. Salonun ışığı ilk basışta yanmaz; düğmeye ikinci kez, biraz daha sert dokunmak gerekir. Kapının kilidi yukarı doğru çekilmeden dönmez.
Evde yaşayanlar bir süre sonra bunları sorun olarak görmeyi bırakır. Yeni gelen birine nasıl kullanılacağını anlatırlar:
“Önce kendine doğru çek.”
“Çok bastırma, elinde kalır.”
Bozuk olan şey onarılmamıştır. Sadece onunla yaşamanın yolu öğrenilmiştir.
Hayatımızda buna benzeyen ne çok şey var.
Düzelmesini beklemediğimiz ama tamamen vazgeçemediğimiz şeylerin çevresinde küçük hareketler geliştiriyoruz. Hangi saatte gidersek daha az bekleyeceğimizi, hangi görevliyle nasıl konuşursak işimizin görüleceğini, hangi yolu kullanırsak çukurlardan kurtulacağımızı öğreniyoruz. Bir sistem çalışmadığında önce onu değiştirmeye uğraşmıyoruz. İçinde nasıl hareket edeceğimizi çözmeye çalışıyoruz.
Buna çoğu zaman “idare etmek” diyoruz.
İdare etmek, ilk bakışta küçük ve masum bir söz. Bir şeyin geçici olduğunu düşündürüyor: Şimdilik böyle gitsin, sonra düzelir. Biraz daha sabredelim. Bu ayı çıkaralım. Şu dönem geçsin.
Fakat bazı geçicilikler düşündüğümüzden uzun sürüyor. İnsan bir durumun içinde yeterince kaldığında onun geçici olduğunu unutabiliyor. Başlangıçta katlandığı şey, zamanla hayatının olağan bir parçasına dönüşüyor. Önce rahatsız olduğu şeye alışıyor, sonra onu yeni gelene açıklıyor. Bir bakıma bozuk musluğun kullanım kılavuzu oluyor.
İdare etmek yalnızca eşyalarla ilgili değil; işlerde, kurumlarda, ilişkilerde ve bazen insanın kendisiyle kurduğu ilişkide de karşımıza çıkan bir alışkanlık.
Bir iş yeri sürekli eksik personelle çalışır. Herkes biraz daha hızlı hareket eder. Birinin yapması gereken işi başka biri üstlenir. Mesai uzar, sorumluluklar birbirine karışır. Dışarıdan bakıldığında iş aksamamıştır. İçerideki insanların ne kadar yorulduğu ise pek görünmez.
Bir okulda eksik olanı öğretmenler kendi imkânlarıyla tamamlar. Bir hastanede işleyişin boşluklarını çalışanların kişisel gayreti kapatır. Her yerde birileri, olması gerektiği gibi çalışmayan bir düzenin açığını kendi emeğiyle doldurur. Sonra düzen çalışıyor sanılır.
İdare etmenin en az konuşulan tarafı da........
