menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇARŞININ HAFIZASI -1

83 0
05.10.2026

Harput’un sarp yamaçlarından ovaya doğru süzülen zaman, yalnızca bir şehri aşağıya taşımadı; şehrin hafızasını, ruhunu ve insanlarının yüzyıllar boyunca biriktirdiği hatıraları da beraberinde taşıdı.

Bir vakitler rüzgârın taş duvarlarda dolaştığı, akşamları sessizliğin minarelerden daha yüksek konuştuğu Harput, ağır ağır kendi yalnızlığına çekilirken; aşağıda, Mezraa’nın bereketli toprağında başka bir hayat filizleniyordu.

Harput’un taşlarında yüzyılların suskunluğu vardı; Mezraa’nın toprağında ise henüz söylenmemiş bir türkünün bereketi…

Biri geçmişin hafızasıydı, öteki geleceğin umudu.

Zaman ikisini birbirinden koparmadı.

Harput yukarıda kaldı fakat ruhu aşağıya indi.

Ve o ruhun en canlı damarlarından biri çarşıydı.

Farsça'nın “cihar/dört” kelimesi ile Arapça'nın “sûk/çarşı", kelimesi zifafa girmiş; bu birliktelikten çarşı doğmuştur.

İşte bu çarşılardan biri...

Doğu-batı yönünde dört; kuzey-güney istikametinde iki olmak üzere 6 kapısı vardır.

İnsan o kapılardan içeri girdiğinde; dışarıda bıraktığı dünyanın gürültüsünü kapının eşiğinde çıkarır, başka bir zamana adım atar.

1928 yılında, Keko Kızılelma tarafından İşçiler sokağında Osmanlı mimarisi ile inşa edilen fırının çevresinde inşa edilen dükkânların tek bir çatı altında cem olmasıyla yükselen Kapalı Çarşı, zamanla şehrin yalnız ticaret merkezi değil, gönül merkezlerinden biri oldu.

Camekânların ardında baharatlar, sanki toprağın bütün renklerini bir araya getirmiş bir ressamın paletiydi.

Kırmızının........

© Günışığı Gazetesi