SESSİZ ÇOĞUNLUĞUN DERİN HEVESİ
Siyasetin son dönemde zaman zaman dili yumuşatma yönünde verdiği küçük işaretler, bu nedenle kamuoyunda az da olsa bir nefeslenme etkisi yaratıyor.
Ama yetiyor mu?
İşte o pek bilinir değil.
Ne var ki bu atmosferin içinde toplumun dikkatinden kaçmayan daha ince bir nokta var:
İçeride barış, diyalog ve toplumsal huzur vurgusu öne çıkarken; sınır ötesinde Kürt unsurların da içinde bulunduğu yapılarla ilgili sert güvenlik adımlarının desteklenmesi görüntüsü.
İşte bu umutları suya düşürüyor diye düşünüyorum.
Bu durum çoğu vatandaşta şu tür soruların doğmasına neden oluyor:
“İyi niyetli adımlar içeride atılırken, dış politikada verilen görüntü bu dili destekliyor mu?”
Sizce?
“Güvenlik kaygıları ile toplumsal barış arasındaki denge nasıl kurulmalı?”
Çok bilinir gibi değil.
“Türkiye, bölgesel politikalarını barış arayışıyla nasıl uyumlu hâle getirebilir?”
Aslında bu büyük bir akademik araştırma konusu olması gerekir diye düşünüyorum.
Bu soruları elbette devletin politikalarını sorgulamak için değil; tam tersine, barış arayışının güçlenmesi için tutarlılığın önemini hatırlatmak adına dile getiriyorum. Çünkü Türkiye’nin hem kendi içinde hem de yakın coğrafyasında istikrar........
