menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YOLUN ÇATLAĞI

17 0
24.09.2026

Günün ilk ışıkları evlerin duvarlarına henüz vururken adam kapının önünde durdu. Çantası omzundaydı. İçeride bıraktığı masaya, yarım kalmış kitaba ve duvarda asılı eski fotoğrafa son kez baktı. Bir daha dönmeyeceğini düşünüyordu.

Uzun zamandır içinde büyüttüğü şey buydu: bulunduğu yerden çıkmak, başka bir yere varmak, başka türlü yaşamak. Kapıyı kapattı, anahtarı cebine koydu ve yürümeye başladı. İlk saatlerde adımlarının sesini dinledi. Her adımda geçmişinden biraz daha uzaklaştığını sanıyordu. Yoldan geçenler nereye gittiğini sorduklarında, “Yeni bir başlangıca,” diyordu. Bu cümleyi ilk söylediğinde içinde bir ürperti olmuştu. İkinci kez söylediğinde kendine güveni artmıştı. Üçüncü kez söylediğinde artık buna inanmaya başlamıştı.

Öğleye doğru bir köye girdi. Meydanda toplanmış insanlar vardı. Adamı görünce yanlarına çağırdılar. Çantasını yere bıraktı ve yolculuğunu anlattı. Eski hayatından, değişmesi gereken şeylerden ve insanların birlikte yaşayabileceği yeni bir hayattan söz etti. Konuştukça çevresindekilerin yüzünde bir ilgi oluştuğunu gördü. Bu onu daha da cesaretlendirdi. Tam o sırada meydanın kenarında oturan genç bir kadın ayağa kalktı. “Peki,” dedi, “bizim söylediklerimizi kim dinleyecek?” Adam bir an durdu. “Hepimiz birbirimizi dinleyeceğiz,” dedi. Kadın başını eğdi. “Bunu daha önce de duymuştuk.” Adam cevap vermek istedi ama kelime bulamadı. Kadın tekrar yerine oturdu. Meydandakiler konuşmaya devam etti. Adam ise ilk kez kendi sesini dışarıdan duymuş gibi oldu. Söylediği sözler güzel görünüyordu ama kadının yüzündeki ifade, sözlerinin bir yere değmediğini söylüyordu.

Akşam olduğunda köyden ayrıldı. Bir süre hızlı yürüdü. Kadının sorusu peşinden geliyordu: “Bizim söylediklerimizi kim dinleyecek?” Kendi kendine, “Ben zaten dinleyeceğim,” dedi. Sonra içinden başka bir ses yükseldi: “Gerçekten mi?” Adam bu sesi susturmak istedi. “Elbette,” dedi. “Ben farklı bir şey söylüyorum.” Ses yeniden geldi: “Farklı olan söylediğin mi, yoksa yaptığın mı?” Adam durdu. Yolun ortasında uzun süre kıpırdamadan kaldı. Sonra başını kaldırıp karanlığa baktı. İlk kez kendi sözlerinden şüphe etmişti. Bu şüphe onu korkutuyordu. Çünkü insan başkasından kuşku duyduğunda hâlâ kendisini güvende hissedebilir, ama insan kendi doğrularının içine bir çatlak düştüğünde saklanacak yer bulamaz.

Ertesi gün yoluna devam etti. Öğleden sonra eski bir taş binanın önünde durdu. Kapısı açıktı. İçeride duvar boyunca dizilmiş insanlar vardı. Kimse konuşmuyordu. Adam içeri girdiğinde duvardaki isimleri gördü. Bazılarının altında tarihler, bazılarının yanında birkaç kelime vardı. Bir köşede yaşlı bir adam oturuyordu. Adam ona, “Bunlar kim?” diye sordu. Yaşlı adam........

© Güneydoğu Ekspres