Eskiye değil, ileriye
Türkiye’nin sorunlarına muhalefetin yıllardır verdiği en kolay cevap şuydu:
Bu elbette haklı bir talepti; ama artık tek başına yeterli değil.
Çünkü mesele yalnızca iktidarı değiştirmek değil; sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacağını da tahayyül etmek.
İnsanlar haklı olarak soruyor:
Erdoğan’dan sonra ne?
Bu sorunun cevabı bir isim değildir. Bir Türkiye tarifidir.
İnsanların devletten korkmadığı, devletin de kendi vatandaşından korkmadığı bir Türkiye. Söylediği söz yüzünden sabah kapısının çalınacağından endişe etmeyen insanların Türkiyesi. Gazetecinin yazarken, öğrencinin konuşurken, sanatçının üretirken, komedyenin güldürürken, iş insanının yatırım yaparken, memurun görevini yerine getirirken “Başıma bir iş gelir mi?” diye düşünmediği bir ülke.
Özgürlük yalnızca konuşabilmek değildir. Bugün geçerli olan kuralların yarın da geçerli olacağını bilmektir.
Mahkemeye düştüğünde kararın bağımsız hâkimler tarafından hukuka göre verileceğinden emin olmaktır. Bir ihaleye girdiğinde rakibinin iktidara yakınlığının sonucu belirlemeyeceğini bilmektir. Çocuğun sınava girdiğinde, torpilli birinin onun hakkını elinden alamayacağına inanmaktır. Bir seçimi kazandığında sonucun tanınacağından kuşku duymamaktır.
Aslında bütün bunların vardığı yer çok yalın:
Hayat yeniden öngörülebilir olacak.
Devlet sürpriz yapmayacak. Kanun kişiye göre değişmeyecek. Sandıkta yenilemeyen bir belediye başkanı mahkeme salonunda saf dışı bırakılmayacak. İnsanların haklarını araması kahramanlık gerektirmeyecek.
Ama........
