6 Mayıs..
6 Mayıs’ın takvimdeki yeri sıradan bir gün değildir. O gün, bir yüzüyle baharın en diri, en canlı halini taşır; diğer yüzüyle ise bu toprakların hafızasına kazınmış derin bir acıyı. Doğa uyanır, toprağın altındaki tohumlar sabırla bekledikleri karanlığı yararak gün yüzüne çıkar. Ağaçlar çiçeklenir, kuşlar daha bir coşkuyla öter. İnsan, ister istemez içinde bir şeylerin yeniden filizlendiğini hisseder. Umut, en beklenmedik anlarda bile yolunu bulur çünkü.
Ama işte tam da o anda, o taze filizlerin arasında üç genç fidan belirir zihnimizde: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan. Henüz hayatlarının baharında, tam da doğanın kendini yeniden var ettiği bir mevsimde koparılmış üç can… İşte 6 Mayıs’ın çelişkisi tam da burada başlar. Baharın en güzel zamanında, içimizi en çok acıtan hatıralarla yüzleşiriz.
Bahar dediğimiz şey, sadece doğanın döngüsü değildir. Aynı zamanda........
